|
39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi
Aleyh)
PEKSİMET, TUZ, LİMON
“Ebül Abbâs”,
Kutb’u ve Gavs’ı idi
zamanın.
Hem de üstâdı idi, bir
kısım evliyânın.
Mekkeye
yaya gidip, ederken
Haccı edâ,
Başka bir "Velî”
ile karşılaştı orada.
O gün, "Ebül Abbâs"a
sordu ki öbür velî:
“Ziyâret ettiniz mi daha
önce Kâbeyi?”
Buyurdu:
“Öyle kullar yaratmıştır
ki Allah,
Onların etrâfını, tavâf
eder Beytullah.”
O böyle buyurunca, baktı
ki o velî zât,
“Kâbe”,
etrâflarında dönüyor tam
o sâat.
Ehemmiyyet
vermezdi dünyâ'ya bu
evliyâ.
“Peksimet”, “tuz”
ve “limon” yer
idi ekseriyâ.
Talebesine dahî, böyle
emir verirdi.
Onlara da, sâdece
bunlardan yedirirdi.
Başka bir evliyâ da
vardı ki o yakında,
Bu babtaki âdeti,
başkaydı o zâtın da.
O, “Tatlı ve lezzetli
yiyecekler” yiyordu.
Talebesine dahî, böyle
yediriyordu.
“Ebül Abbâs Basîr”in
dergâhında bulunan,
Talebeden bâzısı,
haberdâr oldu bundan.
Dediler: “Yediğimiz,
peksimet, limon ve tuz.
Bu üçünden başkaca,
yemek yiyemiyoruz.
Halbuki o dergâhta
okuyan talebeler,
Yiyorlar her gün onlar,
"tatlı, yağlı"
yemekler.
Biz buradan ayrılıp, o
dergâha gidelim.
Biz dahî, onlar gibi
güzel yemek yiyelim.”
Bunlar “On kişi”
olup, böyle karar
aldılar.
Ve kalkıp, bu niyetle o
dergâha vardılar.
Ve lâkin o dergâhta
bulunan evliyâ zât,
Niyetlerini bilip,
etmedi hiç iltifât.
Talebeden birine, verdi
ki şöyle emir:
“Git, biraz peksimetle,
hem limon ve tuz getir!”
Talebe “Peki” deyip, îfâ
etti emri tam.
Peksimet, tuz ve limon
getirip etti ikrâm.
Hayret içerisinde kalıp
o talebeler,
Hatâ ettiklerini
anladılar bu sefer.
Kendi aralarında
toplanarak bir daha,
Dediler:
“Biz dönelim, yine bizim
dergâha.”
Mahcup halde geriye
dönünce onlar yine,
Ebül Abbâs, “Bir
tuğla” alıp verdi
birine.
Buyurdu ki: “Al bunu,
kuyumcuya götür sat”.
O, tuğlayı alınca “Altın”
oldu o sâat.
Götürüp, “Bin dinar”a
satarak o tuğlayı,
Dönüp, üstâdlarına
teslîm etti parayı.
Hocaları onlara, “Yüzer
dînâr” vererek,
Buyurdu:
“Bunu alıp, eyleyin bu
yeri terk.
Zîrâ biz, dünyâ ile
fazla ilgilenmeyiz.
Yemek düşkünleriyle, hiç
sohbet eylemeyiz.”
Onlar çok üzülerek ve
pek çok yalvararak,
Dediler ki:
“Efendim, hatâ ettik
muhakkak.
Biz, o yaptığımıza, çok
üzgün ve pişmânız.
Sizin sohbetinizi
istiyoruz biz yalnız.”
Ebül Abbâs, onlara
merhamet etti yine.
Affedip, kabûl etti
tekrar sohbetlerine. |