ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

39 - EBÜL ABBÂS-EL BASÎR (Rahmetullahi Aleyh)

PEKSİMET, TUZ, LİMON 

 

Ebül Abbâs”, Kutb’u ve Gavs’ı idi zamanın.

Hem de üstâdı idi, bir kısım evliyânın.

 

Mekkeye yaya gidip, ederken Haccı edâ,

Başka bir "Velî” ile karşılaştı orada.

 

O gün, "Ebül Abbâs"a sordu ki öbür velî:

“Ziyâret ettiniz mi daha önce Kâbeyi?”

 

Buyurdu: “Öyle kullar yaratmıştır ki Allah,

Onların etrâfını, tavâf eder Beytullah.”

 

O böyle buyurunca, baktı ki o velî zât,

Kâbe”, etrâflarında dönüyor tam o sâat.

 

Ehemmiyyet vermezdi dünyâ'ya bu evliyâ.

Peksimet”, “tuz” ve “limon” yer idi ekseriyâ.

 

Talebesine dahî, böyle emir verirdi.

Onlara da, sâdece bunlardan yedirirdi.

 

Başka bir evliyâ da vardı ki o yakında,

Bu babtaki âdeti, başkaydı o zâtın da.

 

O, “Tatlı ve lezzetli yiyecekler” yiyordu.

Talebesine dahî, böyle yediriyordu.

 

Ebül Abbâs Basîr”in dergâhında bulunan,

Talebeden bâzısı, haberdâr oldu bundan.

 

Dediler: “Yediğimiz, peksimet, limon ve tuz.

Bu üçünden başkaca, yemek yiyemiyoruz.

 

Halbuki o dergâhta okuyan talebeler,

Yiyorlar her gün onlar, "tatlı, yağlı" yemekler.

 

Biz buradan ayrılıp, o dergâha gidelim.

Biz dahî, onlar gibi güzel yemek yiyelim.”

 

Bunlar “On kişi” olup, böyle karar aldılar.

Ve kalkıp, bu niyetle o dergâha vardılar.

 

Ve lâkin o dergâhta bulunan evliyâ zât,

Niyetlerini bilip, etmedi hiç iltifât.

 

Talebeden birine, verdi ki şöyle emir:

“Git, biraz peksimetle, hem limon ve tuz getir!”

 

Talebe “Peki” deyip, îfâ etti emri tam.

Peksimet, tuz ve limon getirip etti ikrâm.

 

Hayret içerisinde kalıp o talebeler,

Hatâ ettiklerini anladılar bu sefer.

 

Kendi aralarında toplanarak bir daha,

Dediler: “Biz dönelim, yine bizim dergâha.”

 

Mahcup halde geriye dönünce onlar yine,

Ebül Abbâs, “Bir tuğla” alıp verdi birine.

 

Buyurdu ki: “Al bunu, kuyumcuya götür sat”.

O, tuğlayı alınca “Altın” oldu o sâat.

 

Götürüp, “Bin dinar”a satarak o tuğlayı,

Dönüp, üstâdlarına teslîm etti parayı.

 

Hocaları onlara, “Yüzer dînâr” vererek,

Buyurdu: “Bunu alıp, eyleyin bu yeri terk.

 

Zîrâ biz, dünyâ ile fazla ilgilenmeyiz.

Yemek düşkünleriyle, hiç sohbet eylemeyiz.”

 

Onlar çok üzülerek ve pek çok yalvararak,

Dediler ki: “Efendim, hatâ ettik muhakkak.

 

Biz, o yaptığımıza, çok üzgün ve pişmânız.

Sizin sohbetinizi istiyoruz biz yalnız.”

 

Ebül Abbâs, onlara merhamet etti yine.

Affedip, kabûl etti tekrar sohbetlerine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan