ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - İMÂM-I ŞÂFİÎ (Rahmetullahi Aleyh)

SEYYİDE HÜRMET

 

"İmâm-ı Şâfiî" ki, üstâddı din ilminde.

Bir gün ders veriyordu, Bağdat’ın câmiinde.

 

Lâkin ders arasında, müteaddit defâlar,

Ayağa kalkıp kalkıp, oturuyordu tekrar.

 

Bu, o gün, tam on defâ böyle tekrar edince,

Bu hal, meraklandırdı talebeyi iyice.

 

Dediler ki: (Efendim, hikmeti ne ki acep,

Kalkıp oturursunuz ara ara böyle hep?)

 

Buyurdu: (Seyyidlerden bir çocuk var dışarda.

O, kapının önünde oynuyor şu arada.

 

Lâkin oyun îcâbı, bâzan kapı önünden,

Geçerken, kalkıyorum ona hürmet yönünden.

 

Bir evlâd-ı Resûl ki, ayaktadır o evlât,

Revâ mıdır başkası otursun böyle rahat?)

 

Talebeden biri de, bir hâdise nakleder:

Bir gün çıktık câmiden, "İmâm" ile berâber.

 

O, cevap veriyordu benim sorduklarıma.

O ara bir hizmetçi, koşup geldi "İmâm"a.

 

Dikkat ettim, elinde tutuyordu bir kese.

Dedi ki: (Efendimin çok selâmı var size.

 

O, hediye gönderdi, bu bir kese altını.

Dedi ki: “Bunlar ile, görsün ihtiyâcını.

 

Lütfen kabûl buyursun, göndermesin geriye.

Kendi için harcasın, vermesin bir gayriye.”)

 

Buyurdu ki: (Şuraya bırak onu pek âlâ.

Daha muhtâç olanı gönderir Hak teâlâ.)

 

Hizmetçi, bir kenara bıraktı o keseyi.

Merak etti, gelecek daha muhtâç kimseyi.

 

"İmâm" sürmemişti ki elini o paraya,

Çok geçmeden, bir kimse geliverdi oraya.

 

Arz etti ki: (Efendim, ben fakir ve muhtâcım.

Bilhassa bu günlerde nakte var ihtiyâcım.

 

Zîrâ çocuğum oldu, hiç param yok vallahi.

Bebeği sarmak için, yok evde bir bez dahî.

 

Allah için, şu ara çok muhtâcım paraya.

Biraz lütfederseniz, derman olur yaraya.)

 

"İmâm", üzüntü ile dinledi o kimseyi.

Ve işâret ederek, gösterdi o keseyi.

 

Buyurdu ki: (Al götür, altın varmış içinde.

Kullanırsın her türlü ihtiyâcın için de.)

 

Hiç elini keseye dokundurmadan, yine,

Verdi onu, o gelen ihtiyâç sâhibine. 

 

Halbuki kendi dahî muhtâç idi buna pek.

Lâkin onu, kendine tercîh etti severek.

 

Yine bir gün "İmâm-ı Şâfiî" hazretleri,

Mekkeye gelmiş idi, o ve talebeleri.

 

Bir çadır kurdurarak, Mekkeden dışarıda,

Gelen ziyâretçiyi, kabûl etti orada.

 

Akın akın gelerek, sordular çok suâller.

Hepsinin müşkilini halletti birer birer.

 

Yanında "Onbin" dirhem parası vardı ki hem,

Fakir olanlarına, dağıttı dirhem dirhem.

 

Hepsini bitirince, memnun oldu be gâyet.

Dedi ki: (Oh çok şükür, rahat ettim nihâyet.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan