|
32 - İMÂM-I ŞÂFİÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
İNSANLARI RÂZI ETMEK
"İmâm-ı Şâfiî"ye gelerek
bir gün bir zât,
Dedi: (Eder
misiniz bana biraz
nasîhat.)
Buyurdu ki: ("Dünyâ"ya
hiç bağlama kalbini.
Zîrâ bu, birgün biter,
düşün âhiretini.
Çok yıl ömür sürsen de
sen bu dünyâ evinde,
"Sonsuz"
yaşıyacaksın, âhiret
âleminde.
Ve ne kadar uğraşsan,
zorlasan da nefsini,
Tam râzı edemezsin
insanların hepsini.
Öyleyse, sen Rabbini,
tam râzı etmeye bak.
Zîrâ böyle olmanı
istiyor cenâbı Hak.
Senden râzı olsa da,
eğer bütün insanlar,
Rabbimizin rızâsı yok
ise, neye yarar?
Sâdece Hak teâlâ severse
seni şu an,
Gam değil, bütün dünyâ
olsa da sana düşmân.)
Ricâ etti o kişi:
(Söyleyin biraz daha.)
Buyurdu: (Rabbine dön,
hâlis kul ol Allaha.
Senden zengin olanı,
kıskanma, etme haset.
Dinde, senden ilerde
olanlara gıbta et.
Zîrâ sana mahşerde,
budur lâzım olacak.
Malın, paran çok ise,
vârislere kalacak.
"Aklı olan",
aldanmaz dünyâ mâl-ü
mülküne.
Hazırlanır durmadan, hep
âhiret gününe.
Bilir ki, dünyâ fânî ve
sonsuzdur âhiret.
Ebedîyi, fânîye tercîh
eder o elbet.)
Nasîhat istemişti yine
bir gün başkası.
Buyurdu ki: (Temin et "ilim",
"amel", "ihlâs"ı.
Zîrâ bunlar giderir,
kalbindeki hüzünü.
Ve bunlardır mahşerde,
güldürecek yüzünü.
Ortak ol, dostlarının
sevincine, derdine.
Hatâsını görürsen, söyle
yalnız kendine.
Zîrâ "sâdık arkadaş",
gıybet etmez dostunu.
Başkası gıybet etse,
susturur hemen onu.
"Dünyâ" ile "âhiret",
zıddır birbirlerine.
Birinden uzaklaşan,
yaklaşır diğerine.
Dünyâ muhabbetiyle,
Rabbimizin sevgisi,
Bir kalpte, bir arada
bulunmaz her ikisi.
“Dünyâ”, hiç
sevmediği nesnelerdir
Allahın.
Hem de "Dünyâ sevgisi",
başıdır her günâhın.
Gurur ve kibir dahî,
addedilir dünyâ'dan.
Yalnız ahmak olanlar,
lezzet alır bunlardan.)
Bir gün de, bir mü’mine
ediyorken nasîhat,
Buyurdu: ("Âhiret"tir
esas gâye ve maksat.
Kim gâye edinirse, her
işinde "İhlâs"ı,
Azîz olur her zaman,
budur işin esâsı.
Rabbini sevdiğini
söylüyorsun ey insan!
Bu, nasıl sevgidir ki,
edersin Ona isyân?
Seven, hiç sevdiğini
getirir mi gazaba?
Bil ki günâh işliyen,
dûçâr olur azâba.) |