|
32 - İMÂM-I ŞÂFİÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
HADLERİNİ BİLDİRDİ
Şâfiî mezhebinin imâmı,
reîsidir.
Esas ism-i şerîfi, “Muhammed
bin İdrîs”dir.
Gâyet güzel konuşur, az
yer ve az uyurdu.
(Çok yemek, anlayışı
azaltır) buyururdu.
Her yıl vergi olarak,
"Hârun Reşîd",
Bizans’tan,
Bol miktarda para, mal
alırdı muntazaman.
Bir sene, imparator, bu
vergiyi vermeyip,
Şu haberi yolladı,
dörtyüz ruhbân gönderip:
(Sizin âlimleriniz,
bizim ruhbânlar ile,
Münâzara etsinler,
karşılıklı ilimle.
Sizinkiler yenerse eğer
bizimkileri,
Yine, eskisi gibi
veririz vergileri.
Yok eğer yenilirse sizin
âlimleriniz,
O zaman vergimizi, biz
size ödemeyiz.)
Geldi bu maksat ile, tam
“Dörtyüz” hıristiyân.
Halîfe, âlimlere emir
verdi o zaman.
Toplantı, "Dicle
nehri" yanında
yapılmıştı.
Bunu seyretmek için,
cümle halk toplanmıştı.
Halîfe Hârun Reşîd,
İmâm-ı Şâfiîye,
Söyledi: (Ruhbânlara
haddini bildir!)
diye.
"İmâm",
seccâdesini omuzlarına
alıp,
Geldi nehir yanına, suya
hiç aldırmayıp.
Sonra, seccâdesini attı
Dicle nehrine.
Su üstünden yürüyüp,
oturdu üzerine.
Buyurdu:
(Benim ile konuşmak
isterse kim,
Gelsin şu seccâdemin
üzerine o âlim.)
Bunu gören ruhbânlar,
donup kaldı o zaman.
"Şehâdet"i
getirip, hepsi oldu
müslümân.
Bizans imparatoru,
duyunca bu haberi,
Gâyet mahcûb oldu ve
gönderdi vergileri.
Dedi:
(Eğer gelseydi buralara
o insan,
Burdaki
ruhbânlar da, hep olurdu
müslümân.) |