ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

30 - ABDÜLVEHHÂB-I ŞA'RÂNΠ         (Rahmetullahi Aleyh)     

SIRTINI OKŞAYINCA

 

Bir kimse anlatır ki : Arkadaşlarımızla,

Bir yıl hacca giderdik, kendi hayvanımızla.

 

Lâkin benim hayvanım, “Zaîf” idi bir nice.

Yorulup yatıverdi, bir müddet yol gidince.

 

Onlar devam ettiler ve lâkin benim hayvan,

Bir türlü kalkmıyordu, çok halsiz olduğundan.

 

Çâresizlik içinde, geçmişti ki bir sâat,

Âniden peydâ oldu, yanımda "Nûrlu bir zât".

 

Hayvanımın sırtını, eliyle okşıyarak,

Buyurdu ki: (Ey hayvan, yolda kalma, haydi kalk!)

 

Sonra da bana dönüp, bir tebessüm buyurdu.

Ve hemen birden bire, gözümden gâib oldu.

 

Lâkin çok sevinmiştim hayvanın kalkmasına.

Binerek, düştüm hemen onların arkasına.

 

Bu sefer öyle hızlı giderdi ki hayvanım,

Az sonra, kâfileye yetişip ferahladım.

 

Ve hattâ ben onları bıraktım gerilerde.

Beni geçen yok idi, artık o kâfilede.

 

Bu hal, "Kâbe"ye kadar devam etti on sâat.

Baktım, tavâf yaparken yanımda yine o "Zât".

 

Bir teşekkür etmeyi düşündüm ki, tam o an,

O yine birden bire, gâib oldu ortadan.

 

Sonradan öğrendim ki, “İmâm-ı Şa’rânî”ymiş.

Ve yine öğrendim ki, o yıl hacca gitmemiş.

 

Bir de, “Emîr Muhammed” adında bir müslümân,

Der ki: Arkadaşlarla, konuşurduk çok zaman.

 

Âlim ve velîlerden ve kerâmetlerinden,

Bahsedip, anlatırdık onların hallerinden.

 

Bir gün de, “Abdülvehhâb Şa’rânî” hazretleri,

Hakkında konuşuldu, biraz ileri geri.

 

Ben de onlara uyup, o "İslâm büyüğü"nün,

Şânına yakışmıyan kelâmlar ettik o gün.

 

Ben dahî bu gıybete karışmıştım böylece.

Ve lâkin rahmânî bir rüyâ gördüm şöylece:

 

Mısırda, karışıklık olup, düzen bozulmuş.

Bunu düzeltmek için, bir ordu geliyormuş.

 

Hakîkaten az sonra, geldi büyük bir ordu.

Lâkin şehre girmeyip, sınırda bekliyordu.

 

Ordunun kumandanı, dedi ki: (Biz bu şehre,

Sâhibinden izinsiz, giremeyiz bir kere.)

 

Dediler ki: (O sâhip, kimdir ki ey kumandan!

Şehre giremezsiniz onun izni olmadan.)

 

Dedi: (Abdülvehhâb-ı Şa’rânî’dir ki o zât,

Bu ülkenin mânevî sâhibi odur bizzât.)

 

Rüyâdan uyanınca, bu hatâmı anladım.

Ve hemen o "Velî"nin huzûrlarına vardım.

 

Buyurdu ki: (Buraya gelmen için birâder,

İlle de bir rüyâ mı görmeniz îcâb eder?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan