|
30 - ABDÜLVEHHÂB-I
ŞA'RÂNÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
SÛ-İ ZAN ETTİ, AMA...
"Abdülvehhâb
Şa’rânî", cihâna ilim yaydı.
Ve lâkin
kendisini çekemiyenler vardı.
Bunlardan bir
tânesi, edip çok kin ve haset,
Zamanın
müftîsine, etti onu şikâyet.
"Şa’rânî",
bu haberi alınca, gitti hemen.
Müftîden,
bir kaç kitap istedi emâneten.
“Müdevvene”
adında, fıkıh kitaplarıydı.
Kalın, birkaç
cilt olup, hacimli ve ağırdı.
Müftî,
talebelerden emretti ki birine:
(Sen taşı bu
ciltleri bu kimsenin evine.)
Kitapları
bırakıp, biraz dinlenmeksizin,
Hemen izin
istedi talebe gitmek için.
Buyurdu ki: (Evlâdım,
istersen kal bu gece.
Biraz sohbet
ederiz senin ile böylece.)
Çocuk “Olur”
deyince, içeriye geçtiler.
Tâ gece
yarısına kadar sohbet ettiler.
“Şimdi de
biraz uyu” buyurup talebeye,
Çıktı o
kitapların bulunduğu bölmeye.
Lâkin
geçmemişti ki "Yirmi dakîka" kadar,
Talebenin
yattığı odaya geldi tekrar.
Onu
uyandırarak, buyurdu ki: (Kardeşim,
Götür bu
kitapları, halloldu zîrâ işim.)
Talebe,
kitaplarla gidiyorken öylece,
Düşündü ki:
"Bunlara, hiç bakmadı bu gece.
Mâdem
bakmıyacaktı, ne için aldı peki?
Lâkin
bilemediğim bir hikmeti var belki."
Müftî de,
kitapların geldiğini görünce,
(O,
benimle alay mı ediyor?) dedi önce.
Kızıp, kendi
kendine şöylece söylendi ki:
“Okumıyacaktı
da, ne için aldı peki?”
O ara biri
gelip, dînî bir suâl sordu.
Lâkin
araştırmadan, cevap vermek pek zordu.
"İmâm-ı
Şa’rânî"den gelen o kitaplara,
Bakarak,
cevâbını başladı aramaya.
Ve lâkin
çevirdikçe kitap sayfalarını,
Gördü hep "Şa’rânî"nin
açıklamalarını.
Onu koyup,
merakla aldı öbür ciltleri.
Gördü ki,
notla dolu bütün sahîfeleri.
Talebeyi
çağırıp, dedi ki: (Bu kitaplar,
Hepsi, tek
tek okunup, yazılmış hem de notlar.)
O dedi:
(Berâberdik onunla bütün gece.
Benden, yirmi
dakîka ayrı kaldı sâdece.)
Dedi ki: (Bunca
kitap, değil yirmi dakîka,
Yirmi ayda
bile zor okunur filhakîka.)
Hakkında
beslediği, kötü düşüncelerden,
Vazgeçip, o "Velî"nin
evine gitti hemen.
Huzûruna
çıkarak, tövbe etti gönülden.
Talebesi
içine dâhil oldu o günden.
|