ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

30 - ABDÜLVEHHÂB-I ŞA'RÂNΠ         (Rahmetullahi Aleyh)     

BALIKLARIN TESBÎHİ

 

"Abdülvehhâb Şa’rânî", hâl ehli bir kişiydi.

Canlı cansız, her şeyin zikrini işitirdi.

 

Kendisi anlatır ki: (Bir gün, akşam vaktinde,

Namâz kılıyor idim, üstâdımın evinde.

 

O anda, oldu bana fevkalâde bir haller.

Gözümden, birden bire kaldırıldı perdeler.

 

Canlı cansız ne varsa, bu Mısır diyârında,

Hepsinin tesbîhini, duyar oldum ânında.

 

Daha sonra bu hâlim, daha da fazlalaştı.

Mısır hâricindeki ülkelere ulaştı.

 

Yâni bütün dünyâ'da, ne varsa canlı, cansız,

Hepsinin tesbîhini işitirdim hilâfsız.

 

Okyanuslarda olan, nice mahlûkâtın da,

Yaptığı tesbîhâtı, duyuyordum ânında.

 

Bu hal, bir müddet daha devam etti ise de,

Bunlarla aramıza, yeniden girdi perde.

 

Çünkü çok korkmuş idim, duâ ettim Allaha.

Her mahlûkun sesini, işitmedim bir daha.

 

Fakat istediğim an, istediğim ülkeyi,

Görür veyâ bir anda geziyordum heryeri.)

 

"Abdülvehhâb Şa’rânî", ihsânı ilâhîyle,

An be an, seyrederdi dünyâ'yı kalp gözüyle.

 

Bir çölde, bir sahrâda, bir ihtiyâç sâhibi,

Görseydi, yetişirdi yardıma “Hızır” gibi.

 

Dünyâ'nın bir ucunda olsa bile o insan,

Ânında yetişerek, yapardı ona ihsân.

 

Yine buyuruyor ki kendisi bizâtihi:

(Rabbimiz, bu fakîre verdi ki şunu dahî,

 

Vefât etmiş bulunan büyük evliyâların,

Nerede olduğunu, bilirim ruhlarının.

 

Yâni o büyüklerin, o mübârek ruhları,

Nerdeyse, Rabbim bana bildirir hep onları.)

 

Zîrâ o yüksek ruhlar, kabirde serbesttirler.

İstedikleri yere, gidip gelebilirler.

 

Bunun gibi, üstâdı “Aliyyül Havvâs” dahî,

Bilip haber verirdi, bunları bizâtihi.

 

Bir mü’min, ziyârete gitseydi bir velîye,

Ona derdi: (O velî, kabrinde yoktur) diye.

 

Yâhut buyururdu ki: (Çabuk git ey müslümân!

Filân yere gitmeye hazırlanır o şu an.)

 

Kendisi, bu hususta anlatıyor ki yine:

Bir gün, “İbni Fârıd”ın gittim ziyâretine.

 

Ve lâkin bulamadım, kabrinde yoktu o an.

Birazdan teşrîf etti yerine çok uzaktan.

 

Dedi: (Kusura bakma, çok muhtâç bir kişinin,

Feryâdını işitip, gitmiştim yardım için.)

 

Bu kuvvet, verilmiştir bâzı yüksek ruhlara.

Gidip yardım ederler, ihtiyâçlı kullara.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan