ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

30 - ABDÜLVEHHÂB-I ŞA'RÂNΠ         (Rahmetullahi Aleyh)     

KERÂMET SÂHİBİYDİ

 

Seyyid” olup, Resûl'ün kerîm evlâdındandır.

Kerâmetler sâhibi, büyük bir evliyâdır.

 

Bülûğa ermediği çocukluk zamanında,

Hatmederdi Kur'ânı, bir gece namâzında.

 

Anlayışı, zekâsı, öyle fazla idi ki,

Çok geçmeden, ilimde eyledi çok terakkî.

 

Ne kitap okutsaydı hocaları kendine,

Onu, kısa zamanda alırdı ezberine.

 

Böylece genç yaşında, "İlm-i fıkıh" ve "Hadîs",

Üzerinde, büyük bir âlim oldu emsâlsiz.

 

"Tasavvuf" yolunda da çok çalışıp o yine,

Bir çok evliyâların, kavuştu himmetine.

 

Aliyyül Havvâs”tır ki, bunlardan bir tânesi,

Ondan feyiz alarak, yükseldi derecesi.

 

Talebeler, her yandan, demeyip uzak yakın,

Bu zâtın derslerine geldiler akın akın.

 

Onlara hem zâhirî, hem bâtınî bilgiler,

Verip, yetiştirirdi hepsini birer birer.

 

Biri ona, sû-i zan etseydi eğer biraz,

Rüyâsına girerek, ederdi onu îkâz.

 

O bozuk düşünceden, kurtarıp onu bizzât,

Cehennemde yanmaktan, ederdi böyle âzâd.

 

Abdülvehhâb Şa’rânî, “Kutub”tu zamanında.

Hürmetine, belâlar kalkıyordu ânında.

 

Kimin bir sıkıntısı olsaydı "ins" ve "cin"den,

Yetişip kurtarırdı, onu o dert içinden.

 

Bir gün, cinnîler gelip mübârek huzûruna,

Bâzı şeyler sordular, dînî mevzûda ona.

 

Îtikad üzerine, yetmişbeş suâldi tam.

Birisi izin alıp, dedi: (Ey Şeyhül islâm!

 

Bunları bilemiyor bizim âlimlerimiz.

Bir cevap buyurun da, öğrenelim hepimiz.)

 

Abdülvehhâb Şa’rânî, herbirine bir cevap,

Yazarak, te’lif etti onlar için bir kitap.

 

Hak teâlâ, bu zâta etmişti çok şey ihsân.

Korkmazdı yılan, akrep, veyâhut bir timsahtan.

 

Şöyle anlatılır ki: Bir gün niyet eyledi.

Merkebine binerek “Pordsaid”e giderdi.

 

Bir nehrin kıyısında giderken merkebiyle,

Nehirde, "Yedi timsah" gelirdi o velîyle.

 

Öküz büyüklüğünde idi ki her bir hayvan,

Tâkîb ediyorlardı bu "Velî"yi ardından.

 

Onu, merkeb üstünde görür görmez o gün halk,

Onu yutarlar” diye, bağırdılar korkarak.

 

O ise, hiç korkmadan inerek merkebinden,

O koca timsahların yanına gitti hemen.

 

Hayvanlar onu görüp, kaçtılar bir tarafa.

İnsanlar şâhit olup, sevindiler bu defâ.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan