|
29 - ALÎ BİN ŞİHÂB
(Rahmetullahi Aleyh)
DURMADAN ÇALIŞIRDI
İlmiyle âmil olan, büyük
bir evliyâdır.
“Seyyid” olup,
Resûl'ün kerîm
evlâdındandır.
Haram ve şüpheliden,
sakınırdı pek fazla.
Kat'î
helâl değilse, yemezdi
onu aslâ.
Değirmene gitseydi,
evvelce öğütülen,
Buğdayın unlarını,
süpürürdü tamâmen.
“Onlar, kendi ununa
karışır belki” diye,
Korkar ve bir kısmını
dağıtırdı hediye.
“Yüz” kadar
talebesi var idi ki bu
zâtın,
Bizzât kendi yapardı,
hizmetini dergâhın.
Geceleri, bir miktar
uyuyup kalkıyordu.
Abdest alıp, bir miktar
nâfile kılıyordu.
Daha sonra dergâhta, ne
gibi hizmet varsa,
Onları, gece kendi
yapıyordu bilhassa.
Meselâ abdest için lâzım
olan suları,
Taşıyıp doldururdu, her
gece havuzları.
Sonra, yolcular için var
idi ki "sebil"ler,
Su ile doldururdu,
onları birer birer.
Sonra da, hayvanların su
içme yerlerini,
Dolaşıp, doldururdu
bitmiş gördüklerini.
Temizlenecek olan
yerleri temizleyip,
Sonra dama çıkardı, her
bir işi bitirip.
Sabah vakti girince,
okurdu ezânını.
Sonra câmiye inip,
kılardı namâzını.
Namâzı müteâkip, Kur'ân
okur bir miktar,
Sonra ders okuturdu, tâ
ki akşama kadar.
Yatsıdan sonra biraz,
ederek istirâhat,
Gece, aynı işleri
yapardı yine bizzât.
Hanımı, bâzan ona ederdi
ki şöyle arz:
(Dinlenmiyecek misin,
bir gece olsun biraz?)
Şöyle buyururdu ki
hanımına cevâben:
(Hayır, dinlenmek için
gelmedim dünyâ'ya ben.)
"İbrâhim-i Matlûbî"
adında bir velî zât,
Talebeleri ile, ediyordu
seyâhat.
“İncir”i bol bir yere
gelince talebeler,
(Dinlenip, biraz
incir yiyelim mi?)
dediler.
O yörenin halkı da,
ettiler ki istirhâm:
(Durun da, biraz incir
edelim size ikrâm.)
Ve lâkin üstâdları,
şöylece verdi cevap:
(İkrâm eder inciri, bize
Alî bin Şihâb.)
Şöyle düşündüler ki,
talebeler ânında:
"İncir yetişmiyor ki, o
zâtın diyârında."
Sonra yola koyulup,
vardılar o beldeye.
"İbni Şihâb",
onları götürdü hemen
eve.
Getirdi önlerine bir
sepet tâze incir.
Buyurdu ki:
(Yiyiniz, henüz yeni
gelmiştir.)
Çok mahcup hâle geldi
talebeler o zaman.
Ve özür dilediler, hemen
üstâdlarından. |