ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - ABDULLAH İSFEHÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ÖLÜNÜN DİRİYE TELKÎNİ

 

"İsfehân"da yetişen büyük bir evliyâdır.

Hâl ehli kimse olup, kerâmetleri vardır.

 

Hocası, kendisini okuttuğu bir sıra,

Buyurdu ki: (Evlâdım, sen şimdi git "Mısır"a.

 

Orada bir zât var ki, zamanın kutbu odur.

Git, onunla görüş ki, bulasın sonsuz huzûr.)

 

“Peki efendim” deyip, tuttu Mısır yolunu.

Lâkin “Câsus” diyerek, tuttular yolda onu.

 

Ellerini bağlayıp, hapsettiler sonra da.

Suçu yokken, bir müddet hapis kaldı orada.

 

Lâkin geçmemişti ki aradan fazla zaman,

Yanına, nûr yüzlü bir kimse geldi havadan.

 

Ellerini çözerek, buyurdu ki: (Ey evlât!

Yoluna devam et ki, benim aradığın zât.)

 

Ona böyle söyleyip, gâib oldu o sıra.

O dahî yola düşüp, vâsıl oldu "Mısır"a.

 

Lâkin o zât kim idi? Eyledi hayli merak.

Hem nasıl bulacaktı, tanır mıydı onu halk?

 

O böyle düşünürken, biri geldi o sıra.

Dedi: (Bir evliyâ zât, teşrîf etti Mısır’a.

 

"Ebül Abbâs-ı Mürsî" diyorlar kendisine.

İstersen gel gidelim, onun ziyâretine.)

 

Peki” deyip, o zâta gittiler o gün hemen.

Baktı, evet o idi görünüp yardım eden.

 

Bir kimse anlatır ki: (Bir sene gittim hacca.

Lâkin babam o vakit, hasta idi fazlaca.

 

Haccı îfâ ederken, aklım onda idi hep.

Ki, "Şimdi pederimin nasıldır hâli acep?"

 

Ben böyle düşünürken, bu büyük evliyâ zât,

İlerden beni görüp, yanıma geldi bizzât.

 

Buyurdu ki: “Üzülme, iyidir şimdi baban.

Sedirin üzerinde, oturuyor hem şu an.

 

Şöyle şöyle birisi, elinde misvakı var.

Dayanmış arkasına, etrâfında kitaplar.”

 

Not ettim defterime o günün târihini.

Dönünce, suâl ettim pederimin hâlini.

 

Öğrendim ki, gerçekten o gün ve o sâatte,

Sedirde otururmuş, aynı o vaziyette.)

 

Bir gün de, velîlerden birisi etti vefât.

Onun cenâzesinde bulundu bu büyük zât.

 

Definden sonra biri, telkînini verirken,

"Abdullah İsfehânî", tebessüm etti birden.

 

Talebesinden biri, merak edip sorunca,

Buyurdu ki: (Telkîne başlayınca bu hoca,

 

O zât, bana kabrinden dedi ki: “Allah Allah!

Hayret etmiyor musun buna sen ey Abdullah?

 

Kalbi ölü bir kişi, kalbi diri olana,

Telkîn verir ki işte, bu, hayret verir bana.")

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan