|
26 - REBÎ BİN HEYSEM
(Kuddise Sirruh)
DÜNYÂ, GÖLGE GİBİDİR
Allah adamlarından,
büyük âlim, evliyâ.
Nice gencin kalbini,
ilmiyle etti ihyâ.
O, bir gün buyurdu ki:
(Bizi yoktan var eden,
Bize, maddî mânevî,
sonsuz nîmetler veren,
Sâhibimiz “Allah”
var, O, nasıl unutulur?
Fakat bu kâfir nefis,
insana unutturur.
Hattâ hem unutturur, hem
de günâh işletir.
Lâkin günâh işlemek,
aczimizi gösterir.
Hak teâlâ, Kur'ânda
buyurdu ki: (Eğer
siz,
Hiç bir günâh ve haram
işlemese idiniz,
Başka, günâh işliyen bir
kavim halk ederdim.
Ve istiğfâr ettirip,
sonra da affederdim.)
Çünkü biz, melek değil,
“İnsan”ız ve
gâfiliz.
Nefsimize aldanıp, günâh
yapabiliriz.
İstiğfâr etmeliyiz
peşinden ama hemen.
Zîrâ kul, kurtulamaz
istiğfâr ve tövbeden.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Günâh, "Ateş"
gibidir.
Yâhut dışı şekerle
kaplanmış bir "Zehir"dir.
Yarın kurtulmak için
âhiret azâbından,
Yapmamak lâzım gelir
O’na "günâh" ve "isyân".
Bütün bu hakîkatler,
yarın anlaşılacak.
Lâkin o gün, iş işten
çoktan geçmiş olacak.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Çok alçaktır bu "nefis".
Mahlûkların içinde,
yoktur ondan daha pis.
Nefsin arzularını terk
edenler, pâk olur.
Dünyâ ve âhirette, bulur
rahat ve huzûr.
Haram olan bir şeyi,
terk ederse bir insan,
Ondan daha iyisi edilir
ona ihsân.
Kim anlıyabilirse “Dünyâ”nın
iç yüzünü,
Dert etmez kendisine,
onun üzüntüsünü.
Bu dünyâ'yı anlıyan,
ondan iyi sakınır.
Dünyâ'dan sakınan da,
nefsini iyi tanır.
Nefsini tam anlıyan,
kolay tanır Rabbini.
Böyle kul, iyi bilir
hudûdunu, haddini.
Dünyâ'nın aslı harap,
seraptır şerbetleri.
Nîmetleri zehirli ve
sahtedir zevkleri.
Bedenleri yıpratır,
emelleri arttırır.
Ona aldananları,
yollarından saptırır.
Onu kovalıyandan, kaçar
o daha fazla.
Öyle ki, onu kimse
yakalıyamaz aslâ.
Halbuki, her kim ondan
yüz çevirir ve kaçar,
Bu sefer o onları,
ardlarından kovalar.
Dünyâ düşkünlerine,
inanılmaz çok defâ.
Çünkü o kimselerde
bulunmaz aslâ vefâ.
"Fânî" olanı
verip, alırsan "Ebedî"yi,
Bu, olur senin için
fâideli ve iyi.
Kendini bilen kişi,
düşkün olmaz “Dünyâ”ya.
Zîrâ iyi bilir ki, bir "Hayâl"dir
o gûyâ.
Şakîler, bu dünyâ'ya
sarılsa da rûz-ü şeb,
Lâkin "Bâkî"
olana sarılır iyiler
hep.) |