|
24 - ABDULLAH BİN
MENÂZİL
(Rahmetullahi Aleyh)
SON NEFES BELLİ OLMAZ
“Abdullah bin Menâzil”,
ulemâdan, büyük zât,
Nişâbur’da yetişip,
orada etti vefât.
O, bir gün va’z ederken,
buyurdu ki: “Ey insan!
Hazırlan son nefese,
deme "Daha var zaman".
O “Son nefes”
dediğin, gelir bugün, ya
yarın.
Şimdi ne hazırlarsan,
işte o, senin kârın.
Her nefesi alırken, âgâh
ol, etme gaflet.
Her birinin, “Son
nefes” olduğunu
kabûl et.
Her namâzı kılarken, de
ki:
“Hiç belli olmaz.
Bu, benim kılacağım
belki de en son namâz.”
Her yemek yediğinde, de
ki:
“Bu, son yemeğim.
Öbür öğüne kadar, belki
gelir ecelim.”
Her gece abdest alıp,
girerken yatağına,
De ki:
“Belki ölürüm ve çıkamam
yarına”.
Nasîhat istemişti
kendisinden bir mü’min.
Buyurdu: “Öfkelenme,
dünyâlık bir şey için.
İnsan öfkelenince,
örtülür aklı o an.
Şeytân, onun boynuna,
bir “Yular” takar
heman.
O, kendi aklı ile edemez
hiç hareket.
Zîrâ onun aklını,
örtmüştür öfke, hiddet.
“Şeytânın oyuncağı”
olur artık o kişi.
Onun emrine göre, yapar
o, her bir işi.
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki bu bapta:
“Hemence oturunuz,
kızdıysanız ayakta.
Eğer oturmakla da sâkin
olmaz iseniz,
Bir miktar yatınız ki,
zâil olsun öfkeniz”.
Bu zâttan, bir nasîhat
istemişti bir insan.
Buyurdu: “Hiç kimseye,
aslâ etme sû-i zan.
“Kendini beğenmek”ten
hâsıl olur hep bu hâl.
Bu düşünce gelince,
istiğfâr eyle derhal.
Kim, kendini gayriden
üstün görürse şâyet,
Tanıyamaz Rabbini, etse
de çok ibâdet.
Affetse de Rabbimiz her
türlü günâhları,
Kat’iyyen affetmiyor, “Kibirli”
olanları."
Buyurdu: “Ey insanlar,
hayâ edin Allah’tan.
Onun korkusu ile,
sakının her günâhtan.
Zîrâ "hazret-i Ömer",
Îrânı fethetmeye,
Bir ordu tanzim edip,
gönderdi harb etmeye.
Ordu kumandanına, eyledi
ki nasîhat:
“Düşmândan korkmayın
hiç, Allah’tan korkun
fakat.
Askerinden hiç kimse,
işlemesin bir günâh.
Zîrâ günâhkârları,
muzaffer etmez Allah.
Ordudan bir askerin
günâh işlerse eğer,
O günâh sebebiyle, fetih
olmaz müyesser.
Sen ordunla Allah’a, tam
edersen itâat,
Gelir Allah’tan dahî
sana yardım ve imdât.
Askerin arasında, varsa
günâh işliyen,
Tutma onu, ihrâc et
derhal ordu içinden.
Zîrâ o bir kişinin
günâhı sebebiyle,
Erişmez aslâ sana,
nusret-i ilâhiyye.”
Tuttu bu nasîhati, o
ordu kumandanı.
Allah’ın yardımıyla,
fetheyledi Îrân’ı. |