ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - ABDULLAH BİN MENÂZİL           (Rahmetullahi Aleyh)   

SON NEFES BELLİ OLMAZ

 

Abdullah bin Menâzil”, ulemâdan, büyük zât,

Nişâbur’da yetişip, orada etti vefât.

 

O, bir gün va’z ederken, buyurdu ki: “Ey insan!

Hazırlan son nefese, deme "Daha var zaman".

 

O “Son nefes” dediğin, gelir bugün, ya yarın.

Şimdi ne hazırlarsan, işte o, senin kârın.

 

Her nefesi alırken, âgâh ol, etme gaflet.

Her birinin, “Son nefes” olduğunu kabûl et.

 

Her namâzı kılarken, de ki: “Hiç belli olmaz.

Bu, benim kılacağım belki de en son namâz.”

 

Her yemek yediğinde, de ki: “Bu, son yemeğim.

Öbür öğüne kadar, belki gelir ecelim.”

 

Her gece abdest alıp, girerken yatağına,

De ki: “Belki ölürüm ve çıkamam yarına”.

 

Nasîhat istemişti kendisinden bir mü’min.

Buyurdu: “Öfkelenme, dünyâlık bir şey için.

 

İnsan öfkelenince, örtülür aklı o an.

Şeytân, onun boynuna, bir “Yular” takar heman.

 

O, kendi aklı ile edemez hiç hareket.

Zîrâ onun aklını, örtmüştür öfke, hiddet.

 

Şeytânın oyuncağı” olur artık o kişi.

Onun emrine göre, yapar o, her bir işi.

 

Peygamber Efendimiz, buyurdu ki bu bapta:

“Hemence oturunuz, kızdıysanız ayakta.

 

Eğer oturmakla da sâkin olmaz iseniz,

Bir miktar yatınız ki, zâil olsun öfkeniz”.

 

Bu zâttan, bir nasîhat istemişti bir insan.

Buyurdu: “Hiç kimseye, aslâ etme sû-i zan.

 

Kendini beğenmek”ten hâsıl olur hep bu hâl.

Bu düşünce gelince, istiğfâr eyle derhal.

 

Kim, kendini gayriden üstün görürse şâyet,

Tanıyamaz Rabbini, etse de çok ibâdet.

 

Affetse de Rabbimiz her türlü günâhları,

Kat’iyyen affetmiyor, “Kibirli” olanları."

 

Buyurdu: “Ey insanlar, hayâ edin Allah’tan.

Onun korkusu ile, sakının her günâhtan.

 

Zîrâ "hazret-i Ömer", Îrânı fethetmeye,

Bir ordu tanzim edip, gönderdi harb etmeye.

 

Ordu kumandanına, eyledi ki nasîhat:

“Düşmândan korkmayın hiç, Allah’tan korkun fakat.

 

Askerinden hiç kimse, işlemesin bir günâh.

Zîrâ günâhkârları, muzaffer etmez Allah.

 

Ordudan bir askerin günâh işlerse eğer,

O günâh sebebiyle, fetih olmaz müyesser.

 

Sen ordunla Allah’a, tam edersen itâat,

Gelir Allah’tan dahî sana yardım ve imdât.

 

Askerin arasında, varsa günâh işliyen,

Tutma onu, ihrâc et derhal ordu içinden.

 

Zîrâ o bir kişinin günâhı sebebiyle,

Erişmez aslâ sana, nusret-i ilâhiyye.”

 

Tuttu bu nasîhati, o ordu kumandanı.

Allah’ın yardımıyla, fetheyledi Îrân’ı.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan