ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - ŞÂH ŞÜCÂ-İ KİRMÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

DÂMÂT ARAMAK

 

Şâh Şücâ-i Kirmânî”, devrinin evliyâsı.

Allahü teâlâdan, pek çok idi hayâsı.

 

Çok sâliha “bir kızı” vardı ki bu velînin,

En güzel kızı idi, hem de Kirmân ilinin.

 

Bu kıza, çok kimseler tâlip oldular, fakat,

Babası, hiç birine etmedi muvâfakat.

 

Üç gün mühlet isteyip, dolaştı câmileri.

Aradı kızı için, “Âhiret ehli” biri.

 

Düşündü: “Öyle biri olmalı ki bu dâmât,

Dünyâlığı olmasın, takvâsı olsun fakat.”

 

Rastladı bir câmide, namâz kılan bir gence.

Cezbetti onun hâli kendisini hemence.

 

Tâdil-i erkân ile kılıyordu o namâz.

Uzaktan, gıpta ile seyretti onu biraz.

 

Namâzı bitirince, yaklaştı ona derhal.

“Evlâdım, evli misin?” diyerek etti suâl.

 

O, “Bekârım” deyince, buyurdu ki: “Baksana!

Eğer kabûl edersen, bir teklîfim var sana.

 

Takvâ ehli, çok güzel, hem de sâhib-i edeb,

Bir kız olsa, onunla evlenir miydin acep?”

 

Dedi ki: “Evlenirdim, lâkin bir şey diyeyim.

Bana kim kız verir ki, yok dünyâlık bir şeyim.

 

Şu anda, üç dirhemim var sâdece yanımda.

Evlensem, sabreder mi bu hâle o hanım da?

 

Çekmeli benim gibi, o da her meşakkati.

Olmamalı gönlünde, hiç dünyâ muhabbeti.

 

Var mıdır böyle bir kız, benimle evlenecek?

Olsa da, öyle kızı, kimdir bana verecek?”

 

Buyurdu ki: “Tam öyle bir kızım var ki benim,

Onu, sana vermektir benim asıl niyetim.

 

O dahî, senin gibi, takvâ ehli biridir.

Bilhassa bu dünyâ'ya, sevgisi yok gibidir.”

 

O genç kabûl etti ve yapıldı düğün dernek.

Genç, önceden almıştı eve “Kuru bir ekmek”.

 

O kız bunu görünce, hayret etti bir nice.

“Bu ekmek ne olacak?” diye sordu o gence.

 

Dedi ki: “Bu ekmeği, yarın yememiz için,

Bu günden ayırdım ki, müsterîh olsun için.”

 

Kız dedi ki: “Buna hiç lüzum yoktu Vallahi.

Bu günkü rızkı veren, verirdi yarın dahî.

 

Hem ekmek ayırırsak akşamdan sabaha biz,

“Allaha tevekkül”den, bahsedebilir miyiz?

 

Halbuki babam bana demişti ki: “Evlâdım!

Seni ben, “Zühd sâhibi” birine nikâhladım”.

 

Senin hâlin, uymuyor babamın dediğiyle.

Meğer ben evlenmişim, “Dünyâ ehli” biriyle.

 

Ya bu ekmek çıkmalı bu evden, yâhut da ben.

Zîrâ hiç böyle olmaz Hakk’a tevekkül eden.”

 

Genç, o kuru ekmeği vererek fukarâya,

Sevinip, şükreyledi Allahü teâlâya.

 

İşte birbirlerinden üstündü böyle onlar.

Evlenip, ikisi de oldu mes’ud, bahtiyâr.

 

Kul, dünyâ'dan kaçtıkça, bulur rahat ve huzûr.

Tecrübe edilmiştir, “Değişmez ölçü” budur.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan