|
23 - ŞÂH ŞÜCÂ-İ KİRMÂNÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
EVLİYÂ SEVGİSİ
“Şâh Şücâ-i Kirmânî”,
devrinin bir tânesi.
Kirmân pâdişahının oğlu
idi kendisi.
Gençliğinde saz çalıp,
şarkı söylüyordu hep.
Başına toplanırdı,
insanlar bundan sebep.
Yine saz çalıyorken bir
gün bir mahallede,
"Evliyâ"dan
birisi, gördü onu bu
halde.
Yaratılışındaki
temizliği görerek,
Gafletten uyandırdı, ona
bir söz diyerek.
Dedi:
“Ey genç, şimdi sen
çalıyorsun böyle saz.
İstersen tövbe edip,
gel, Rabbine dön biraz.”
O, bu sözü "İhlâs"la
söylemişti ki gâyet,
"Şâh Şücâ"nın kalbine, o
an geldi hidâyet.
Kırdı hemen sazını onun
gözü önünde.
“Rabbânî tesir”
vardır zîrâ velî
sözünde.
Gusül abdesti alıp,
tövbe etti hâlinden.
Ve “Kırk gün”,
dışarıya hiç çıkmadı
evinden.
"Uykusu kaçsın" diye,
tuz sürerdi gözüne.
Ağlayıp, göz yaşları
akıyordu yüzüne.
Kırk gün, hep ağlamakla
geçti günü, gecesi.
Mağfiret olunmaktı, zîrâ
tek düşüncesi.
Öyle mahcup idi ki eski
günâhlarına,
Devamlı yalvarırdı af
için Allahına.
O, kırk gün, gece gündüz
ağlayıp sızlıyarak,
Çıktı en son evinden,
bir “Evliyâ”
olarak.
Babası da, mübârek,
sâlih bir zâttı yine.
Nefsini ıslâh için,
çalışmıştı “Kırk sene”.
Derdi ki:
“Kırk senedir özlediğim
bir hâli,
Bu çocuk, kırk gecede
elde etti Vallahi.”
Bir kimse, kendisinden
nasîhat isteyince,
Buyurdu: “Evliyâyı, sev
gücün yettiğince.
Allahü teâlânın dostudur
zîrâ onlar.
Bu "sevgi"yle
Allaha vâsıl olur
insanlar.
Bir kimse, seviyorsa bir
"evliyâ"yı şâyet,
"Allah"ı sevmeye
de, yol açar bu
muhabbet.
Allahın sevgisi de,
kimde çok varsa eğer,
Allahü teâlâ da, onu çok
fazla sever.
Ve eğer bir velîyi kim
ki çok sever ise,
“İbâdet yapmış”
gibi, sevap alır o
kimse.
Hattâ bütün nâfile
ibâdetler içinden,
Yoktur daha üstünü, “Evliyâ
sevgisi”nden.
Ya onu kalbine koy, ya
gir onun kalbine.
Ancak böyle erilir
rızâ-i ilâhîye.
Lâkin kolay değildir
onları kalbe sokmak.
Öyleyse, sen onların
kalbine girmeye bak.
Onlar, çalışanları sever
umûmiyetle.
Geçir sen de vaktini "islâma
hizmet" ile.”
Buyurdu: “Haramlardan,
koruyun gözünüzü.
Yoksa, kabûl etmezler
mahşerde özrünüzü.
Bile bile harama bakan
bir müslümânın,
Gözüne, “Kızgın
kurşun” dökülür
sonra yarın.
“Yalan” ve “Gıybet”
dahî, haram ve çirkindir
pek.
Bu iki günâhtan da,
şiddetle kaçmak gerek.
Rabbimiz, “İki kapak”
yaratmış ki gözlerde,
Acele kapıyalım, haram
olan yerlerde.
“İki dudak” ile
de, yapmış ki ağza
kapak,
Haram işlemiyelim,
yerinde kapatarak. |