|
23 - ŞÂH ŞÜCÂ-İ KİRMÂNÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
SEVGİ, AŞK’A DÖNÜNCE
“Şâh Şücâ-i Kirmânî”,
evliyâdan, büyük zât.
Allahın kullarına,
ederdi çok nasîhat.
Buyurdu ki: “Allahı
sevmekten daha âlî,
Derece bilmiyorum,
yoktur daha kemâli.
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki bir zaman:
“Allah ve Resûlünü çok
sevmeli müslümân.
O, onları herşeyden daha
çok sever hâle,
Gelmedikçe, îmânı, aslâ
gelmez kemâle.”
Biri, Resûlullahın
huzûruna gelerek,
Dedi: “Yâ Resûlallah,
seviyorum sizi pek.”
Buyurdu ki:
“Öyleyse, sabretmeye
hazırlan.
Zîrâ her meşakkate,
katlanır âşık olan.”
Dedi: “Var muhabbetim,
Allahü teâlâya.”
Buyurdu ki:
“Hazır ol, her mihnet ve
belâya.”
Bir köylü de gelerek
Peygamberin yanına,
Sordu ki: “Ne kadar var,
kıyâmet kopmasına?”
Cevâben buyurdu ki
suâline o zâtın:
“Kıyâmet günü için, var
mı bir hazırlığın?”
Dedi: “Yâ Resûlallah,
namâz oruç, hac zekât.
Yaparım farz miktarı,
fazlası yoktur fakat.
Kılarım muntazaman, her
beş vakit namâzı.
Nâfileye gelince,
kılarım bâzı bâzı.
Gerçi fazla yoksa da
Rabbime ibâdetim.
Ve lâkin Resûlüne, pek
çoktur muhabbetim.”
O zaman Resûlullah
buyurdu:
“Âhirette,
Sevdiğinle birlikte
bulunursun elbette.”
Şâh Şücâ buyurdu ki:
“Bir kul, eğer "Rabbi"ni,
Tam tanıyabilirse, tam
yapar tâatini
Bir kimse de, "dünyâ"yı
tanırsa tam olarak,
İğrenir, nefret eder,
ondan soğur muhakkak.”
Buyurdu ki: “Allahı
severse biri şâyet,
Velî kullarına da,
besler sevgi, muhabbet.
O velîye sevgisi,
dönerse eğer “Aşk”a,
O kimsenin halleri, olur
daha bir başka.
Öyle ki, o velînin köy
ve mahallesine,
Bile o, âşık olur evine,
hânesine.
O velîyle, her kimin var
ise bir ilgisi,
Onlara karşı dahî, hâsıl
olur sevgisi.
Hattâ onun köyünün
köpeklerine bile,
Daha çok sevgi besler,
sâire nisbet ile.
O, gayri ihtiyârî,
onları sever gâyet.
Zîrâ onun elinde
değildir bu muhabbet.
Düşmânlarına dahî,
düşmân olur gâyetle.
Zîrâ bu da elinde olmaz
umûmiyetle.
Hâsılı “Allah”ını
seviyorsa bir insan,
Sevdiği kulları da,
sever elde olmadan.
O istemese dahî, onları
sever fazla.
Çünkü bu muhabbeti, elde
değildir aslâ.
Düşmânlarını bile,
düşmân bilir kendine.
Zîrâ hiç istemez ki, toz
konsun sevdiğine.
Kendini zorlasa da,
onları hiç sevemez.
Zîrâ bu düşmânlık da,
olur ister istemez.
Muhabbet ve düşmânlık,
olursa “Allah için”,
O îmân, kemâldedir,
doğrusu budur işin.” |