ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - MUHAMMED BİN ESLEM (Rahmetullahi Aleyh)

AZAP ÇOK ÇETİN

 

Muhammed bin Eslem” ki, evliyâ-yı kirâmdan.

Pek ziyâde kaçardı şüpheli ve haramdan.

 

Riyâ”dan da çok fazla sakınırdı kendini.

Hep gizli yapıyordu gece ibâdetini.

 

Allah için” ağlayıp, yaş dökerdi gözünden.

Rabbinden çok korktuğu, okunurdu yüzünden.

 

Yemezdi başka bir şey, “Arpa ekmeği” hâriç.

Devamlı hüzünlüydü, kahkaha etmezdi hiç.

 

Nişâbur’a gelmişti, bir işini görmeye.

Koşuştu herkes ondan bir şeyler dinlemeye.

 

Sohbetini dinliyen insanlardan, nihâyet,

Tam "Ellibin kişi"ye, nasîb oldu hidâyet.

 

Abdullah bin Tâhir ki, Horasan vâlisiydi.

Çok güzel, yakışıklı, nûr yüzlü birisiydi.

 

Bir ara, Horasan’dan gitmişti Nişâbur’a.

Halk, onu görmek için, dökülmüştü yollara.

 

Kendisini görmeye gelince hep ahâli,

Sonunda, bir husûsu merak etti bu vâli.

 

Dedi: “Beni görmeye, bu gelenlerden hâriç,

Tanınmış kimselerden, gelmiyen kaldı mı hiç?”

 

Dediler ki: “Gelmiyen, iki zât kaldı ki hem,

Ahmed ibni Harb ile Muhammed ibni Eslem.”

 

Ne için gelmediler?” diye sordu o vâli.

Dediler: “Bu ikisi, âlimdir hem de velî.

 

Allah adamıdırlar, ibâdet ederler hep.

Rablerinden gayriyi, etmezler aslâ talep.

 

Halk ile ilgileri olmuyor pek o kadar.

Dünyâ adamlarıyla olmazlar alâkadar.”

 

Vâli dedi: “Öyleyse biz gidelim onlara”.

Gittiler berâberce, İbni Harb’e evvelâ.

 

O, vâliyi görünce, buyurdu ki: “Evet siz,

İşittiğimizden de daha güzelmişsiniz.

 

Duymuştum sîmânızın çok güzel olduğunu.

Şimdi de hakk-ul yakîn gördüm ve bildim bunu.

 

Şimdi, size yakışan şudur ki, güzelsiniz.

Bunu, "günâh kiri"yle sakın kirletmeyiniz.

 

Nice güzel yüzlüler vardır ki böyle işte,

Günâhı sebebiyle, yanacaktır "Ateş"te.”

 

"Abdullah bin Tâhir"e, "İbni Harb"ın sözleri,

Öyle tesir etti ki, yaşla doldu gözleri.

 

Oradan da, "Muhammed bin Eslem"in evine,

Gittiyse de, o kapı açılmadı kendine.

 

Dedi ki: “Yâ ilâhî, ben günâhkâr bir kulum.

O ise, çok sevdiğin bir zâttır, biliyorum.

 

Biz, dünyâ'ya bulaştık, o, dünyâ'dan kaçtı hep.

Onun yükselmesine, bu oldu zâten sebep.

 

Ben onu, senin için seviyorum pek fazla.

Hizmetçisi olmaya, lâyık değilim aslâ.

 

Onun hürmeti için, yâ Rabbî affet beni.

Nasîb et, işiteyim tek bir nasîhatini.”

 

Cumâ namâzı için çıkar çıkmaz evinden,

Kapıda bekliyordu, öptü iki elinden.

 

Buyurdu ki: “Ey vâli, öleceksin sen dahî.

Hiç günâh işleme ki, azap çetin Vallahi.

 

Her ne ki işlediysen dünyâ'da sevap, günâh,

Hepsinin hesâbını, soracak senden Allah.

 

Bakmazlar âhirette, senin vâlîliğine.

Hesâbı veremezsen, yazık olur kendine.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan