ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - MUHAMMED BİN ESLEM (Rahmetullahi Aleyh)

YONGALAR ALTIN OLDU

 

Muhammed bin Eslem” ki, devrinin bir tânesi.

Şöyle idi bu zâtın âdet-i şerîfesi:

 

Geceleri şehiri, sokak sokak gezerek,

Fakir ve muhtâçları öğrenirdi tek be tek.

 

Sonra da, zenginlerden alarak ödünç para,

Başka birileriyle gönderirdi onlara.

 

Bir defâ da, borç para aldı bir yehûdîden.

O ise, parasını istedi çok geçmeden.

 

Lâkin yoktu parası, istedi biraz mühlet.

Dedi: “Ödiyeceğim, birkaç gün müsâde et.”

 

Fakat kabûl etmedi bu teklîfi yehûdî.

Dedi: “Mühlet veremem, borcunu öde haydi!”

 

O ise, kalemini yontuyordu o ara.

Şöyle bir nazar etti dökülen yongalara.

 

Buyurdu: “Mâdem mühlet vermiyorsun, o vakit,

Alacağın ne ise, şunlardan topla da git.”

 

O yehûdî, yerlerden toplayınca onları,

Altın” oldu elinde, o kalem yongaları.

 

O bunu görür görmez, aklı gitti hayretten.

Utandı, mahcûb oldu yaptığı hareketten.

 

Düşündü ki: “Bu kişi, mübârek olsa gerek,

Benim gibi sıradan bir kimse değil bu pek.

 

Zîrâ şu yongalara değince bir nazarı,

"Altın"a tebdîl etti Hak teâlâ onları.

 

Mâdem ona, bu hâli vermiştir cenâb-ı Hak,

Öyleyse onun dîni, benimkinden daha hak.”

 

Kelime-i şehâdet” getirip hemen o an,

O zâtın huzûrunda, oldu hâlis müslümân.

 

Birkaç gün kalmıştı ki vefât eylemesine,

Talebesinden biri, geldi ziyâretine.

 

Dedi ki: “Ey efendim, dışarda çok insanlar,

Gelmişler, zâtınızı çok görmek istiyorlar.”

 

Buyurdu ki: “Evlâdım, yakın oldu vefâtım.

"Rabbim ile olmak"tır şimdi yalnız murâdım.

 

Şu an, istemiyorum kimse ile görüşmek.

"Rabbime kavuşma"yı istiyorum şimdi tek.

 

Nasıl “Yalnız” olarak geldimse bu dünyâ'ya,

Yine “Yalnız” giderim Allahü teâlâya.

 

Kabre “Yalnız”  girerim, arkadaşsız, yârânsız.

Meleklere cevâbı, veririm yine “Yalnız”.

 

Dirilip kalkınca da mezarımdan nihâyet,

Yine “Yalnız” olurum, kimseden gelmez medet.

 

Rabbimin huzûruna çıkarım tek ve tenhâ.

Yine “Yalnız” veririm hesâbımı Allaha.

 

Daha sonra Mîzân’da, tartılırken amelim,

Yine de kimsecikler yanımda olmaz benim.

 

Sırat üzerinde de “Yalnız” ilerlerim ben.

Kayacak olsam bile, kimse tutmaz elimden.

 

Bunca tehlikelerde muhtâçken arkadaşa,

Hep “Yalnız” olacağım kendim ile baş başa.

 

Ölüm, kabir ve mahşer, hesap, mîzân ve sırat.

Bu yerlerde, kimseden erişmez bana medet.

 

Beni, “Yalnız” bırakır mâdem ki bu insanlar,

Şu anda, onları ile olmuşum neye yarar?”

 

Sonunda, şehâdeti getirip etti vefât.

İnsanlar yetim kaldı ölünce sanki bu zât.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan