ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - EBÛ OSMÂN-I HAYRÎ (Rahmetullahi Aleyh)

BİZ, ATEŞE LÂYIKTIK

 

Ebû Osmân-ı Hayrî”, devrinin bir tânesi.

İnsanları “Ateş”ten kurtarmaktı gâyesi.

 

Hocası Ebû Hafs’a gittiğinde ilk defâ,

Buyurdu ki: “Evlâdım, çok gençsin henüz daha.

 

Talebelik yapmayı çok istiyorsun, fakat,

Küçük olduğun için, edemem muvâfakat.”

 

Bu cevâbı alınca, üzüldü için için.

Çekildi arka arka huzûrdan çıkmak için.

 

Zîrâ çok istiyordu ilim tahsîl etmeyi.

Ve hiç istemiyordu, dönüp geri gitmeyi.

 

Düşündü ki: “Şurada, kapının eşiğine,

Bir çukur kazayım da, gizleneyim içine.

 

Tâ ki beni yanına çağırıncaya kadar,

O çukurun içinde, bekliyeyim bir miktar.”

 

Anladı "Ebû Hafs" da bu hâlis niyetini.

O gün, talebeliğe kabûl etti kendini.

 

Yumuşak, güler yüzlü idi umûmiyetle.

Herkese davranırdı, şefkat ve merhametle.

 

Gördü bir gün bir genci, hem de "sarhoş" olarak.

Elindeki sazıyla, giderdi sallanarak.

 

Genç, bu zâtı görünce, mahcup oldu pek fazla.

Zîrâ yakalanmıştı elindeki o sazla.

 

Üzüldü, çok utandı o andaki hâline.

Gizlemeye çalıştı o sazı eteğine.

 

Ve âniden görünce Hakk’ın bu velîsini,

Azarlıyacak sandı bu yüzden kendisini.

 

Lâkin o, merhametle nazar etti o gence.

Hattâ ona, içinden duâ etti hemence.

 

Ve buyurdu: “Evlâdım, çekinme sakın benden.

Zîrâ benim günâhım, fazladır seninkinden.

 

Ve lâkin Rabbimizin merhameti sonsuzdur.

Hâlis tövbe edince, günâhlar affolunur.”

 

Bu olgun davranışı görür görmez bu zâttan,

Derhal sazı kırarak, el çekti her günâhtan.

 

Bir genç talebesi de, uyup arkadaşlara,

Hocasının dersine, gitmez oldu bir ara.

 

Lâkin o, bu hâlinden üzgün ve mahcuptu pek.

Bu yüzden, üstâdına istemezdi görünmek.

 

Bir gün, karşılaştılar bir yolda hocasıyla.

Azarlıyacak diye, üzüldü fazlasıyla.

 

Lâkin o buyurdu ki: “Nerelerdesin acep?

Kaç günlerdir gözlerim, seni aramakta hep.

 

Berâberce gezdiğin o kötü arkadaşlar,

Sana, arslandan fazla zararlıdır âşikâr.

 

Bizlerden ayrılma ki, olursun yoksa harâb.

Sana, bizden gayrısı, olmasın dost ve ahbâb.”

 

O da, bu merhametli sözleri duydu ondan.

Derhal tövbe ederek, kurtuldu kötü yoldan.

 

Bir gün de, talebeyle giderlerken bir yere,

Yukardan “Kül” döküldü başına birden bire.

 

Meğer ki pencereden, aşağı bakmaksızın,

Bir kadın, mangalını döküvermiş ansızın.

 

Talebeler kızdılar, hocaları adına.

Söylenmek istediler külü döken kadına.

 

Buyurdu ki: “Lüzum yok aslâ sinirlenmeye.

Biz zâten lâyık idik böyle muâmeleye.

 

Hattâ “Kızgın ateş”e lâyık iken hâlimiz,

Acıyıp, “Soğuk kül”e tebdîl etti Rabbimiz.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan