ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

19 - EBÛ HAFS-I HADDÂD (Rahmetullahi Aleyh)

KUSÛRU KENDİNDE GÖR

 

Ebû Hafs-ı Haddâd” ki, büyük bir velî idi.

Dünyâ'yı terk eylemiş, gönül ehli biriydi.

 

"Allahü teâlâ"yı düşündüğü zamanda,

Titrer, rengi değişir, bayılırdı o anda.

 

Bir gün, giderler iken talebeleri ile,

Birden karşılaştılar yolda bir "yehûdî"yle.

 

"Ebû Hafs", yehûdîyi görür görmez âniden,

Tefekküre dalarak, bayılıp düştü birden.

 

Az sonra ayılınca, dediler: “Efendim, siz,

Niçin onu görünce, kendinizden geçtiniz?”

 

Buyurdu: Allah bize, eyledi lutf-ü ihsân.

Allahın ihsâniyle, biz ettik Ona îmân.

 

Lutfüyle” muâmele etmeseydi O eğer,

Belki îmân etmemiz, olmaz idi müyesser.

 

Ona da, “Adâletle” eyledi muâmele.

O, kendi rızâsıyle düştü lâkin bu hâle.

 

O, küfürde kaldıysa, kendi arzu etmiştir.

Yoksa Allah, o kula, aslâ zulmetmemiştir.

 

Bize yaptı ise de ihsânını kat be kat,

Kimse ihsân etmeye, mecbûr değildir fakat.

 

Yehûdîyi görünce, hâtırıma geldi ki:

"Biz, Allahın lutfüyle îmân ettik belli ki.

 

Eğer ona “Lutfedip”, bize ise “Adâlet”,

Etseydi, elimize geçmez idi bu devlet.

 

Bize, adâletiyle davransaydı Rabbimiz,

Yarın mahşer gününde, ne olurdu hâlimiz?"

 

Ben bunu düşününce, aklım gitti başımdan.

Ve  bayılıp düşmüşüm, korku ve telâşımdan.

 

Dediler ki: “Efendim, ne demektir fütüvvet?”

Buyurdu ki: “Edeble ilgilidir bu nîmet.

 

İyi bir iş yapınca, bilmeyin kendinizden.

Onu ben yaptım” diye, geçmesin kalbinizden.

 

Zîrâ Hak teâlâdır asıl yapan her şeyi.

Ve O’dur kudretiyle yaratan her bir işi.

 

O, size vermeseydi, eğer fırsat ve kuvvet,

Elde edemezdiniz aslâ muvaffakiyet”.

 

Buyurdu ki: “Çok sevin siz birbirlerinizi.

Eğer bir kardeşiniz üzerse bir gün sizi,

 

Kusûru, kendinizde arayın önce hemen.

Hiç onda aramaya kalkışmayın katiyyen.

 

Deyin ki: “Ben, Rabbime yapmışım ki bir kusur,

O da, böyle yaparak, etti beni bî-huzûr.”

 

O özür dilemeden gelip de önce sizden,

Siz gidip af dileyin, o din kardeşinizden.

 

Kırgınlık gitmediyse, tekrar özür dileyin.

Kırk defâ” olsa bile, bu işe devam edin.

 

Eğer affetmiyorsa her özür dileyişte,

Yine siz, kendinizi “Suçlu” bilin bu işte.

 

Zîrâ Peygamberimiz buyurdu ki bir zaman,

“Birbirine küserse eğer iki müslümân,

 

Hangisi daha önce özür dilerse eğer,

O kimseye, Cennette verilir büyük köşkler.

 

Hem dahî o köşklerin kefîli benim bizzât.

O gün, anahtarını istesin benden o zât.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan