|
19 - EBÛ HAFS-I HADDÂD
(Rahmetullahi Aleyh)
KUSÛRU KENDİNDE GÖR
“Ebû Hafs-ı Haddâd”
ki, büyük bir velî idi.
Dünyâ'yı terk eylemiş,
gönül ehli biriydi.
"Allahü teâlâ"yı
düşündüğü zamanda,
Titrer, rengi değişir,
bayılırdı o anda.
Bir gün, giderler iken
talebeleri ile,
Birden karşılaştılar
yolda bir "yehûdî"yle.
"Ebû Hafs", yehûdîyi
görür görmez âniden,
Tefekküre dalarak,
bayılıp düştü birden.
Az sonra ayılınca,
dediler:
“Efendim, siz,
Niçin onu görünce,
kendinizden geçtiniz?”
Buyurdu: Allah bize,
eyledi lutf-ü ihsân.
Allahın ihsâniyle, biz
ettik Ona îmân.
“Lutfüyle”
muâmele etmeseydi O
eğer,
Belki îmân etmemiz,
olmaz idi müyesser.
Ona da, “Adâletle”
eyledi muâmele.
O, kendi rızâsıyle düştü
lâkin bu hâle.
O, küfürde kaldıysa,
kendi arzu etmiştir.
Yoksa Allah, o kula,
aslâ zulmetmemiştir.
Bize yaptı ise de
ihsânını kat be kat,
Kimse ihsân etmeye,
mecbûr değildir fakat.
Yehûdîyi
görünce, hâtırıma geldi
ki:
"Biz, Allahın lutfüyle
îmân ettik belli ki.
Eğer ona “Lutfedip”,
bize ise “Adâlet”,
Etseydi, elimize geçmez
idi bu devlet.
Bize, adâletiyle
davransaydı Rabbimiz,
Yarın mahşer gününde, ne
olurdu hâlimiz?"
Ben bunu düşününce,
aklım gitti başımdan.
Ve bayılıp düşmüşüm,
korku ve telâşımdan.
Dediler ki:
“Efendim, ne demektir
fütüvvet?”
Buyurdu ki: “Edeble
ilgilidir bu nîmet.
İyi bir iş yapınca,
bilmeyin kendinizden.
“Onu ben yaptım”
diye, geçmesin
kalbinizden.
Zîrâ Hak teâlâdır asıl
yapan her şeyi.
Ve O’dur kudretiyle
yaratan her bir işi.
O, size vermeseydi, eğer
fırsat ve kuvvet,
Elde edemezdiniz aslâ
muvaffakiyet”.
Buyurdu ki: “Çok sevin
siz birbirlerinizi.
Eğer bir kardeşiniz
üzerse bir gün sizi,
Kusûru, kendinizde
arayın önce hemen.
Hiç onda aramaya
kalkışmayın katiyyen.
Deyin ki:
“Ben, Rabbime yapmışım
ki bir kusur,
O da, böyle yaparak,
etti beni bî-huzûr.”
O özür dilemeden gelip
de önce sizden,
Siz gidip af dileyin, o
din kardeşinizden.
Kırgınlık gitmediyse,
tekrar özür dileyin.
“Kırk defâ” olsa
bile, bu işe devam edin.
Eğer affetmiyorsa her
özür dileyişte,
Yine siz, kendinizi “Suçlu”
bilin bu işte.
Zîrâ Peygamberimiz
buyurdu ki bir zaman,
“Birbirine küserse eğer
iki müslümân,
Hangisi daha önce özür
dilerse eğer,
O kimseye, Cennette
verilir büyük köşkler.
Hem dahî o köşklerin
kefîli benim bizzât.
O gün, anahtarını
istesin benden o zât.” |