ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - İMÂM-I ALÎ RIZÂ (Rahmetullahi Aleyh)

KUŞUN YALVARMASI

 

İmâm-ı Alî Rızâ”, evlâd-ı Resûl’dendir.

Âlim ve velîlerin en büyüklerindendir.

 

Bir kimse anlatır ki: Rüyâmda, ben bir gece,

"Resûlullah"ı gördüm ve sevindim bir nice.

 

Hacıların konduğu mescitte otururdu.

Selâm verdim, aldı ve çok iltifât buyurdu.

 

Hurma” vardı önünde, bir avuç bana verdi.

Alıp saydım onları, “Onyedi” tâne idi.

 

Ertesi gün duydum ki, "İmâm-ı Alî Rızâ",

Gelip konaklamışlar, o mescitte bir lâhza.

 

Görmek için, o yere koştum hemen o sâat.

Baktım ki, oturuyor içerde o büyük zât.

 

Resûl’ün oturduğu yerde oturuyordu.

Önünde de bir tabak "hurma" bulunuyordu.

 

O da, hemen bir avuç uzattı bana ondan.

Saydım, “Onyedi” idi, hayret ettim o zaman.

 

Dedim ki: “Biraz daha verseniz bana hurma”

Dedi: "Resûlullah da, bu kadar verdi ama".

 

Biri dahî vardı ki, sıkıntısı vardı az.

İstedi ki, mektupla "İmâm"a eyliye arz.

 

Kâğıt kalem getirip, yazdı bu mektûbunu.

Tuttu sonra İmâm'ın hânesinin yolunu.

 

Gördü ki, kapısının önünde o kişinin,

Çok kimseler bekliyor, bir şeyler sormak için.

 

O, bu kalabalığı görünce, üzüldü pek.

Düşündü ki: “Ne mümkün, mektûbu ona vermek.

 

Bâri bu görüşmemiz, kalsın başka bir güne.

O sırada hizmetçi, çıktı kapı önüne.

 

İsmiyle çağırarak hemen bu gelen zâtı,

Uzattı kendisine, yazılı bir kâğıdı.

 

Dedi: “Hazret-i İmâm gönderdi bunu size.

İçinde cevap varmış sizin bir derdinize.”

 

Merak ile açarak, gördü ki, hakîkaten,

Yazmış tam cevâbını, henüz suâl etmeden.

 

Sâlih bir zât anlatır: "İmâm" ile bir sefer,

Bir duvarın dibinde, otururduk berâber.

 

Biraz sonra oraya, bir “Kuş” geldi âniden.

Ve hazret-i İmâm’ın önüne kondu hemen.

 

Daha sonra, ötmeye başladı avaz avaz.

Belli ki derdi vardı, İmâm’a ederdi arz.

 

İmâm-ı Alî Rızâ anladı onu yalnız.

Dedi: “Bilir misiniz, ne diyor bu kuşcağız?”

 

Dedim ki: “Ey efendim, anlamayız biz elbet,

Onu, herkesten iyi, bilir, anlar ehl-i beyt.”

 

Buyurdu: “Bu kuşcağız, yalvarıyor ki bana,

Bir şeyler söyleyiniz şuradaki yılana.

 

Zîrâ yavrularımı yemek ister o yılan.

Gelip onu kovun da, uzaklaşsın buradan.”

 

Ben, hayretler içinde kalmıştım o arada.

Baktım, koca bir yılan dolaşıyor orada.

 

"İmâm"ın emri ile, bir sopayı alarak,

Öldürdüm o yılanı, bir hamlede vurarak.

 

Kuşcağız, sevinç ile uçup gitti havaya.

Teşekkür ediyordu sanki bu "evliyâ"ya.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan