ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - İMÂM-I ALÎ RIZÂ (Rahmetullahi Aleyh)

RÜYÂDA SÖYLEDİK YA

 

Seyyid”, yâni Resûl’ün evlâdından bir zâttır.

Çok büyük velî olup, kerâmetleri vardır.

 

O, yediyüz yetmiş’te teşrîf etti dünyâ'ya.

Tus”da, elli yaşında, göçtü dâr-ı bekâya.

 

"Mâruf-i Kerhî" ile, "Bâyezid-i Bistâmî",

Bu zâttan feyz alarak, oldular din âlimi.

 

Bir gün hazret-i İmâm, bakarak bir kimseye,

Buyurdu: “Hazır mısın âhirete gitmeye?

 

Zîrâ ölüm bekliyor, yakında seni elbet,

Hazırlığını yap ve yaz hemen bir vasıyyet.”

 

Bu sözü üzerine, üç gün geçti aradan.

O kimse vefât edip, ayrıldı bu dünyâ'dan.

 

Bir kimse anlatır ki: Hacca niyet eyledim.

Evimde, “Sert kumaştan” ihrâmım vardı benim.

 

Lâkin “Böyle kumaştan ihrâm olur mu?” diye,

Mektup yazıp, sormayı düşündüm bu "Velî"ye.

 

Yazıp irsâl eyledim hemence bu nâmeyi.

Ve lâkin unutmuşum bunu suâl etmeyi.

 

Sonra hâtırlayınca, gâyet üzdü beni bu.

Zîrâ sırf bunun için yazmıştım o mektûbu.

 

Çok geçmeden, bir cevap yazdı ki bana İmâm:

“Sen sormayı unuttun, câizdin öyle ihrâm.”

 

Biri de anlatır ki: İmâm’ın huzûruna,

Girip, “Hind” lisâniyle bir selâm verdim ona.

 

O dahî cevap verdi, bana Hind lisâniyle.

Sonra çok suâl sordum, cevap verdi bu dille.

 

Dedim ki: “Arabîyi iyi bilmiyorum pek.

Lâkin çok istiyorum, bu lisânı öğrenmek.”

 

Mübârek eli ile, mesh eyledi ağzımı.

Konuşmaya başladım o anda bu lisânı.

 

Biri dahî gelerek, dedi ki bu velîye:

“Efendim duâ edin, bir oğlum olsun diye.”

 

İmâm-ı Alî Rızâ, bu ricâsına onun,

Buyurdu ki: “Bir değil, olur iki çocuğun.”

 

O, şöyle düşündü ki, sevinip buna gâyet:

Birine “Alî” derim, ötekine “Muhammed”.

 

Bu fikrimi anlayıp, şöylece buyurdular:

Birisine “Alî” de, diğerine “Ümmü Amr.

 

“Ümmü Amr”, kız ismiydi, merak etti bunu pek.

Hakîkaten doğumda, bir "kız" oldu, bir "erkek".

 

Biri dahî vardı ki, tutuktu dili biraz.

İstedi,  bu derdini "İmâm"a eyliye arz.

 

O gece rüyâsında, İmâm’ı gördü bu zât.

Kendisine, bir ilâç târif etti o bizzât.

 

Buyurdu: “Bir bardağa, kimyon, tuz ve su doldur.

Karıştırıp, ağzında çalkala, şifâ olur.”

 

Uyanıp, rüyâsını hâtırladı nihâyet.

Ve lâkin “Rüyâ” deyip, vermedi ehemmiyyet.

 

Huzûruna gidince bu evliyâ kişinin,

İlâç talep eyledi bu tutuk dili için.

 

Buyurdu ki: “Bu gece, sordun ya bunu bize.

Ne için uymuyorsun, bizim tavsiyemize?”

 

Adam, şaşkın bir halde tatbîk etti ilâcı.

İyileşip, tabîbe kalmadı ihtiyâcı.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan