|
16 - EBÛ SAÎD-İ EBÜL
HAYR
(Rahmetullahi Aleyh)
HEPSİ ÎMÂN ETTİLER
"Ebû Hasen" adında biri
vardı bî-edeb.
"Hâce Ebû Saîd"i,
inkâr ediyordu hep.
Ve lâkin “Ebû Saîd”, hep
sükût ediyordu.
"İnşallah hakîkati bir
gün anlar" diyordu.
Ve hattâ buyurdu ki bir
gün talebesine:
(Gelin, Ebül Hasen'in
gidelim hânesine.)
Dediler ki: (O size,
ediyor hep hakâret.
Niçin edeceksiniz gidip
onu ziyâret?)
Buyurdu ki: (O
bizi, yanlış yolda
biliyor.
Bize değil "Yanlış"a
buğz edip, diş biliyor.
Bu işte hüsn-i niyet
sâhibiyse o şâyet,
Sonunda Allah ona, nasîb
eder hidâyet.)
Ve o gün yola çıktı, bir
kaç talebesiyle.
Geldi “Ebû Hasen”i
ziyâret gâyesiyle.
Gönderdi daha önce
talebeden birini.
Ki, söylesin görüşmek
için geldiklerini.
Ve lâkin “Ebû Hasen”
reddeyledi âşikâr.
Dedi ki: (O kimsenin,
burada ne işi var?
Git, hemen benden taraf
söyle ki o kimseye,
Bana geleceğine, gitsin
bir kiliseye.)
Ebû Saîd Ebül Hayr,
buyurdu ki:
(O kimse,
Mâdem böyle istiyor,
gidelim öyle ise.)
Oradan ayrılarak,
kiliseye vardılar.
Âyin yapıyorlardı o gün
hıristiyânlar.
Bu “Velî”yi görünce,
merak ettiler ki hep:
"Ebû Saîd, buraya ne
için geldi acep?"
Zîrâ işitmişlerdi onun
büyüklüğünü.
Bu hâl, gariplerine
gitmiş idi o günü.
Yüzlerce hıristiyân, onu
görüp, ânında,
Bu mübârek velînin
toplandılar yanında.
“Îsâ aleyhisselâm”
ve “hazreti Meryem”in,
Resimleri var idi içinde
kilisenin.
Görünce duvardaki o, bu
"iki sûret"i,
Mâide sûresinden, okudu
bir âyeti.
Rabbimiz buyurdu ki: "Yâ
Meryem oğlu Îsâ!
Sen mi bu insanlara
söyledin ki bilhassa,
Allahü teâlâyı bırakıp
da hepiniz,
Beni ve vâlidemi ilâh
kabûl ediniz?"
Ve sonra buyurdu ki:
(Hazreti Muhammed'in,
Dîni haksa, şu anda
Allah'a secde edin!)
O anda, o tablolar,
hikmet-i ilâhîyle,
Duvardan yere düşüp,
secde etti hâliyle.
Kıbleye müteveccih,
yüzleri üzre yâni,
Düşerek, o resimler,
aldı secde hâlini.
Görüp, feryâd ettiler
hıristiyânlar o an.
“Şehâdet”i
söyleyip, ettiler hepsi
îmân.
Sonra "Ebû Hasen" de
öğrenince bu hâli,
Hatâsını anlayıp, pişmân
oldu bir hayli.
Derhal "Ebû Saîd"in
gelerek huzûruna,
Af dileyip, hâlis bir
talebe oldu ona. |