ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - EBÛ SAÎD-İ EBÜL HAYR (Rahmetullahi Aleyh)

SÖZÜ ÇOK TESİRLİYDİ

 

"Ebû Alî Dekkâk" nâm, vardı ki velî bir zât,

Çok sâliha bir kızı var idi onun bizzât.

 

Bu kız, "Ebû Saîd"in va’zına gitmek için,

Babasına söyleyip, ilk defâ aldı izin.

 

Kadınlar bölümüne girip çıktı üst kata.

Az sonra “Ebû Saîd” başladı nasîhata.

 

Bir mesele hakkında, vererek bir mâlûmât,

Sonunda buyurdu ki: (Bunu ben, ey cemâat,

 

Ebû Alî Dekkâk'tan duymuş idim esâsen.

Onun bir parçası da, burdadır şimdi zâten.)

 

Bir vâiz var idi ki "Ebû Kasım" isminde,

Bilmeden konuşurdu, bu zâtın aleyhinde.

 

Yine bir gün, va'zında dedi ki: (Ey cemâat!

Size, Ebû Saîd'den aslâ gelmez menfaat.)

 

Gece, Resûlullah'ı görüp lâkin bu vâiz,

Dedi: (Yâ Resûlallah, nereye teşrîfiniz?)

 

Resûlullah, o zâta buyurdu ki: (Ey oğlum!

Hâce Ebû Saîd'in va'zına gidiyorum.)

 

Uykudan uyanınca, kaldı hayret içinde.

Tutuştu, yandı içi pişmânlık ateşinde.

 

Kalbinde, ona karşı duyduğu kin ve garez,

Giderek, “Muhabbet” ve “Hürmet”e döndü bu kez.

 

Derhal “Ebû Saîd”in huzûruna giderek,

Pek çok özür diledi, rüyâyı arz ederek.

 

Ertesi gün va'zında, dedi ki: (Ey insanlar!

Gidip Ebû Saîd'den, alın feyiz ve envâr.

 

Ona tövbe eyledim, budur asıl, hakîkat.

Önce, bunun aksini söylüyordum ben fakat.)

 

Bir gün de “Ebû Saîd” buyurmuş idi ki: "Biz,

Helâl lokma kalmasa, yine haram yemeyiz."

 

İşitti birisi de onun bu kelâmını.

İmtihâna yeltendi bu Allah adamını.

 

Biri “Helâl”, öteki “Haram”dan iki oğlak,

Aldı ve kızarttırdı gâyet nefis olarak.

 

Sonra, koydu onları iki ayrı tepsiye.

Ona götürsün diye, verdi bir hizmetçiye.

 

Hizmetçi götürürken, birden kayıp ayağı,

Düşürdü elindeki haram olan oğlağı.

 

O sırada bir “Köpek” geçiyordu o yerden.

Düşen o haram eti, kaçırıp yedi hemen.

 

Hizmetçi, öbürünü alıp sonra eline,

Geldi “Ebû Saîd”in mübârek hânesine.

 

Ona hiç bahsetmeden yoldaki hâdiseyi,

Dedi: (Size gönderdi filân zât bu tepsiyi.)

 

Ve lâkin “Ebû Saîd” buyurdu ki bu kere:

(Haram taam, elbette lâyıktır köpeklere.

 

Helâl ise, hep helâl yiyene olur nasîb.

Zîrâ haram, onlara değildir hiç münâsip.)

 

O kişi, hizmetçiden alınca bunu haber,

Ona buğz eylemekten, eyledi artık hazer.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan