|
15 - EBÜL HASAN HARKÂNÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KABRİMİ DERİN KAZIN
Bir gün “Ebül Hasan-ı
Harkânî”nin evine,
Kalabalık bir gurup
geldi ziyâretine.
Bir hayli uzak yoldan
gelmiş olduklarından,
Hepsi bîtâb düşmüştü,
açlık ve yorgunluktan.
Lâkin “Ebül Hasan-ı
Harkânî”nin evinde,
Yemek için, tek bile "Ekmek"
yoktu o günde.
Halbuki misâfirler,
kalabalıktı hayli.
Hizmetçisi gelerek, arz
eyledi bu hâli.
Buyurdu: (Ekmekliğin
üstüne bir örtü at.
Altından, ekmekleri
çıkar al, bakma fakat.)
Hizmetçi "Peki" deyip,
îfâ etti bu emri.
Başladı çıkarmaya oradan
ekmekleri.
“Yüz”den fazla
misâfir vardı ki
evlerinde,
Ekmekler, tepe gibi
yığıldı önlerinde.
Hizmetçi de bu işe
şaşırmış olduğundan,
Meraklanıp, örtüyü
kaldırıp baktı bir an.
Lâkin söz dinlemeyip,
bakınca o bir defâ,
O örtünün altından,
çıkmadı ekmek daha.
Buyurdu ki: (Sen
onu kaldırmasaydın eğer,
Tâ kıyâmete kadar,
çıkardı o ekmekler.)
Vefâtı yaklaşınca,
eyledi ki vasiyyet:
"Öldüğümde, kabrimi
derince kazın gâyet.
Zîrâ yatacağım yer,
üstâdım Bâyezid'in,
Kabir seviyesinden, daha
da olsun derin."
O kadar fazla idi
üstâdına hürmeti.
O gece vefât edip,
yapıldı vasiyyeti.
“Ebül Hasan Harkânî”,
verilince toprağa,
Ne hikmetse o gece, çok
kar yağdı oraya.
Ertesi gün insanlar,
geldiler ziyârete.
Ve lâkin çok şaşırıp,
düştüler bir hayrete.
Zîrâ hiç "Mezar taşı"
yok iken kabirde dün,
Başında, koca bir taş
dururdu ertesi gün.
Sorup araştırırken kimin
getirdiğini,
Gördüler bir "Arslan"ın,
karda "Ayak izi”ni.
Hak teâlâ indinde
kıymeti büyüktü pek.
Yaydığı "Nûr" ve
"Feyiz", ulaştı
bu güne dek.
İnsanlar, akın akın
gelip ziyâretine,
Duâ ederlerdi hep, bu
zâtın hürmetine.
Dediler ki: (Dünyâ'da,
en kıymetli şey nedir?)
Buyurdu ki: (Allah'ı
unutmıyan bir kalptir.)
"Kalp kırmak"
hakkında da, buyurdu ki:
(Bir kimse,
Bir gün, akşama kadar
kimseyi üzmez ise,
Sanki o kul, o günü,
Resûl'le geçirmiştir.
O günkü tâatinden, alır
sevap ve ecir.
Bir mü'mini kırar da,
verirse bir ızdırap,
O günkü tâatinden,
kazanmaz hiç bir sevap.
"Allah rızâsı"
için, bir mü'min
kardeşini,
Ziyâret eder ise, alır "Yüz
Hac" ecrini.
Ve hattâ bu niyetle,
gitse bir ahbâbına,
Kavuşur "Yüzbin altın"
sadaka sevâbına.) |