ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - EBÜL HASAN HARKÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

KİBİR VE TEVÂZÛ

 

Sultân Mahmûd Gaznevî”, bir asya kıtasına,

Mâlik olup gelmişti, “Harkan” yakınlarına.

 

Adamlar göndererek “hazreti Harkânî”ye,

Emretti: "Ricâ edin, yanıma gelsin" diye.

 

Ebül Hasan Harkânî”, bir miktar düşünerek,

Gitmedi onlar ile, özür beyân ederek.

 

Ulaşınca bu haber “Mahmûd-u Gaznevî”ye,

Dedi ki: (Biz gidelim öyleyse o velîye.)

 

Geldi ve selâm verdi, biraz gururlanarak.

O, aldı selâmını, yerinden kalkmıyarak.

 

Ayağa kalkmaması, dikkatini çekti pek.

Düşündü ki: "Bu işte, bir hikmet olsa gerek."

 

Oturup, daha sonra sordu ki şu suâli:

(Nasıl bir kimse idi Bâyezid-i Bistâmî?)

 

Buyurdu: (Öyle kâmil velîydi ki Bâyezid,

Onu gören, îmâna kavuşurdu tez vakit.)

 

O, îtirâz ederek, dedi: (Yâ Ebel Hasen!

Bunu nasıl söylersin Bâyezid hakkında sen?

 

Zîrâ Resûlullah'ı, o Kureyş kâfirleri,

Bir kez değil, binlerce görmüşlerdi her biri.

 

Bâhusus “Ebû Cehil” ve hem de “Ebû Leheb”,

Allah'ın Resûlünü, her gün görürlerdi hep.

 

Onlar eremedi de îmâna, hidâyete,

Bâyezid'i gören mi erecek bu devlete?)

 

Buyurdu: (Öyle ama, onlar gibi çok ahmak,

Onu göremediler bir "Peygamber" olarak.

 

Çünkü anlamadılar Peygamber olduğunu.

Onlar, görmüş oldular, "Abdullah"ın oğlu”nu.

 

Yalnız dışa baktılar, maddeye saplandılar.

O gözle bakınca da, mâlesef aldandılar.

 

"Sıddîk-ı ekber" gibi, onlar da, inanarak,

Eğer görseler idi Onu “Resûl” olarak,

 

Onlar da, onun gibi küfürden kurtulurdu.

Ona îmân ederek, hidâyeti bulurdu.)

 

Bu sözleri, dikkatle dinliyen “Sultân Mahmûd”,

Gönülden kabûl edip, sevindi, oldu hoşnûd.

 

Ve "Bir kese altın"ı ettiyse de hediye,

O, hiç kabûl etmedi "İhtiyâcım yok" diye.

 

Dedi ki: (Öyle ise, bir hâtıra ver bana.)

Mübârek hırkasını çıkarıp verdi ona.

 

İzin alıp giderken “Sultân Mahmûd Gaznevî”,

Kalkarak uğurladı bu sefer kendileri.

 

Sultân dedi: (Az önce, geldiğimde buraya,

İltifât etmediniz, kalkmadınız ayağa.

 

Şimdi ise ayakta, ilgi gösterirsiniz.

Bunun hikmetini de, lütfen söyler misiniz?)

 

Buyurdu ki: (Az evvel, bir gururla gelmiştin.

Ve beni imtihâna tevessül eylemiştin.

 

Şimdi, attın o kibri, büründün dervişliğe.

Ayağa kalkmamızın, sebebi budur işte.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan