|
13 - SEYYİDET NEFÎSE
(Rahmetullahi Aleyhâ)
BİR KERÂMET
"Seyyidet-ün Nefîse",
sâhib-i kerâmetti.
Bütün insanlık için,
feyiz ve bereketti.
Bir zaman, Nil'in suyu
azalmıştı bir nice.
İnsanlar, susuzluktan
bunalmıştı iyice.
Bu susuzluk derdinden,
bulmak için bir necât,
“Seyyidet Nefîse”ye
ettiler mürâcaat.
O dahî, gelenlere
buyurdu ki: (Varınız.
Şu bezi, Nil nehrine
batırıp çıkartınız.)
"Peki" deyip, o bezi
soktular Nil nehrine.
O anda Nil'in suyu
yükseldi birden yine.
Kardeşinin bir kızı,
yâni yeğeni vardı.
Bu evliyâ hanımın
hizmetini yapardı.
O diyor ki: (Kırk
sene, hizmet ettim
halama.
Hiç yemek yediğini
görmedim yine ama.)
Bir komşusu vardı ki,
hem yehûdî dîninde.
Kötürüm bir kızları var
idi evlerinde.
Kızcağızın annesi,
çıkarken bir gün evden,
Dedi: (Sen evde otur,
az sonra gelirim ben.)
Kız dedi: (Anneciğim,
sen gelinceye kadar,
Komşumuzun evinde,
bekliyeyim bir miktar.)
O da muvâfık görüp,
eyledi ki gidip arz:
(Bu kızım, yanınızda
kalabilir mi biraz?)
O dahî "Olur"
deyip, aldı kızı odaya.
Biraz sonra kendisi,
gitti abdest almaya.
"Abdest suyu", o
kızın yanından akıyordu.
Hasta kız, akıp giden
sulara bakıyordu.
Aldı sonra o sudan, bir
miktar ellerine.
Sürdü ayaklarının, o
cansız yerlerine.
Kız, "Oyun olsun" diye,
sürüyorken suları,
"Canlandı" birden
bire, o cansız uzuvları.
Kalktı ve koşturmaya
başladı kız bir anda.
Zerre kadar hastalık
kalmadı ayağında.
O ara, annesinin sesini
işiterek,
Gitti hemen yanına,
sevinçle, seğirterek.
Kızının sapa sağlam
koştuğunu görünce,
Ne söyliyeceğini şaşırdı
o da önce.
Dedi ki:
(Ben rüyâ mı, hayâl mi
görüyorum?
Nasıl oldu, sen böyle
koşuyorsun ey yavrum?)
Kızcağız anlatınca olan
bu hâdiseyi,
Dedi ki:
(Öyle ise, ben anladım
bu şeyi.
Eğer hak olmasaydı onun
dîni bir defâ,
Olmazdı abdest suyu,
böyle şifâ ve devâ.)
Geldi hemen “Seyyidet
Nefîse”nin evine.
“Şehâdet”
getirerek, girdi islâm
dînine.
Sonra babası dahî,
gelince eve akşam,
Hayret etti, görünce
kızını sapa sağlam.
O da çok duygulanıp,
getirdi “Şehâdet”i.
O da buldu böylece,
ebedî seâdeti. |