|
13 - SEYYİDET NEFÎSE
(Rahmetullahi Aleyhâ)
ÜMMÎ, FAKAT ÂLİMDİ
Yediyüz altmışiki mîlâdî
senesinde,
Dünyâ'ya teşrîf etti,
hem de “Mekke”
şehrinde.
Sekizyüz yirmiüçte, bu
mübârek hanım zât,
Altmışbir yaşlarında, “Mısır”da
etti vefât.
O, "Câfer-i Sâdık"ın
gelini olup hem de,
Ömrünün bir kısmını,
geçirdi Medîne'de.
Ümmî idi ve lâkin çok
hadîs öğrenmişti.
Ve Kur'ân-ı kerîmi,
tamâm ezberlemişti.
"Tefsîr" ile "hadîs"te,
âlimdi tam olarak.
Onun büyüklüğünü,
biliyordu cümle halk.
Gündüz oruç, gece de,
hep ibâdet ederdi.
İbâdeti çok sever, üç
dört günde bir yerdi.
Bütün insanlar için "Bereket"
olduğunu,
Âlimler bildirerek, çok
methettiler onu.
Onu vesîle edip duâ
ederse bir kul,
Onun bereketiyle, duâsı
olur kabûl.
Çünkü onlar, Allah'ın
sevgili kullarıdır.
Onların hürmetine her
murâdı yaratır.
(Hastam
iyi olursa, hallolursa
şu işim,
Allah rızâsı için bir
kurban keseceğim.
Hâsıl olan sevâbı,
Seyyidet Nefîse'ye,
Hediye edeceğim)
derse eğer bir kimse,
Yâni böyle bir adak
yaparsa biri eğer,
Dileği hâsıl olur,
denenmiştir çok sefer.
Veyâhut da "Üç Yâsin"
okumak nezredilir.
Hak teâlâ, o kulun
murâdı neyse verir.
Bu Mübârek, sonradan
evlâdı ve zevciyle,
Yola çıktı, Mısır’a
yerleşmek gâyesiyle.
Gelmekte olduğunu hemen
haber alarak,
Onu karşılamaya, yollara
döküldü halk.
Kendisine çok hürmet ve
saygı gösterdiler.
Herbiri, "Bizim eve
buyurunuz" dediler.
Bereketlenmek için,
demeyip uzak, yakın,
Her yerden, huzûruna
geldiler akın akın.
Ziyâretçi sayısı
çoğalınca be gâyet,
Yapamaz oldu artık
Rabbine çok ibâdet.
Bunun için “Hicâz”a
dönmeye verdi karar.
İnsanlar, "Gitme!"
diye, ona çok
yalvardılar.
Yine "Hayır"
deyince onların
ısrârına,
Mısır'ın hükümdârı çok
ricâ etti ona.
Dedi: (Geniş
evim var, şahsıma âit
benim.
Orada oturunuz, size
hibe eyledim.)
Sultânı kıramayıp, bunu
kabûl edince,
Buna, Mısır Sultânı
memnun oldu bir nice.
Buyurdu ki: (Öyleyse,
beni, ziyâretçiler,
Haftada iki defâ ziyâret
eylesinler.
Onlarla, o iki gün
yalnız meşgûl olurum.
Sâir zaman, ibâdet
yapmayı istiyorum.)
Ve artık çarşamba ve
cumartesi günleri,
Kabûl buyuruyordu,
ziyâret edenleri. |