ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - SEYYİDET NEFÎSE (Rahmetullahi Aleyhâ)

KARTAL VE BOHÇA

 

Seyyidet Nefîse” ki, bir evliyâ hâtundur.

Aliyyül Mürtezâ'nın dördüncü torunudur.

 

O devirde, bir kadın vardı fakir, ihtiyâr.

Dört kızı”yla, bir evde otururlardı bunlar.

 

Bu kızlar, hafta boyu iplik eğirirlerdi.

Anneleri, pazarda satıp geçinirlerdi.

 

Yine bir gün bu hâtun, ipleri aldı evden.

Satmak için, çarşıya giderken sabah erken,

 

Bohçası da başında, gidiyorken pazara,

Bir “Kartal”, onu kapıp kaçırdı uzaklara.

 

Bütün sermâyeleri, o bohçadaydı zâten.

Bayılıp düştü yere, kadın üzüntüsünden.

 

Kendine geldiğinde, gördü ki çok insanlar,

Etrâfına toplanmış, soruyor: (N'oldu, ne var?)

 

Anlattı hâdiseyi, dediler ki: (Ey hâtun!

Ne için üzülürsün, ne kıymeti var bunun?)

 

Dedi: (Onu satarak geçinirdik hepimiz.

Onu da kuş kaçırdı, ne yaparız şimdi biz?)

 

Dediler ki: (Ey hâtun, bak, Seyyidet Nefîse,

Vardır ki, git derdini ona söyle ne ise.

 

Ricâ et, duâ etsin o sana bu iş için.

Onun duâsı ile, hallolur elbet işin.)

 

O hâtun geldi hemen “Seyyidet Nefîse”ye.

Yalvarıp ricâ etti: (Bana duâ et) diye.

 

Buyurdu ki: (Ey hâtun, edeyim peki âlâ.

Elbette ki her şeye kâdirdir Hak teâlâ.

 

Her mahlûkun rızkına kefildir cenâb-ı Hak.

Sen rızkı hiç düşünme, O, gönderir muhakkak.

 

Sen şimdi müsterîh ol, rahatça evine git.

O, rezzâk-ı âlemdir, O’ndan hiç kesme ümit.)

 

Az sonra, birileri gelerek “Seyyide”ye,

Dediler: (Üç gün önce, binmiştik bir gemiye.

 

Ve lâkin su almaya başlayınca gemimiz,

Batma tehlikesiyle karşılaştık hepimiz.

 

Sizi vesîle edip, duâ ettik Allah'a.

Çok şükür, bu duâmız bitmemişti ki daha,

 

Bir “Kartal”, hızla indi geminin üzerine.

Ağzındaki bohçayı, bırakıp gitti yine.

 

Onu açıp gördük ki, "iplik" dolu hep içi,

O iplerle bağlayıp, hallettik hemen işi.

 

Duânızla kurtulduk, hamd olsun Rabbimize.

Şu "Beşyüz dirhem" dahî, hibedir bizden size.)

 

Gözleri yaşararak aldı onu eline.

O ihtiyâr hâtunu, dâvet etti evine.

 

Gelince, kendisine buyurdu ki: (Ey hâtun!

O ipleri pazarda, sen kaça satıyordun?)

 

(Yirmi dirhem) deyince, buyurdu ki: (Pek âlâ,

Bak, sana daha fazla gönderdi Hak teâlâ.

 

O Allah ki, kefildir rızkına mahlûkâtın.

Rızık için, boş yere, kendini üzme sakın.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan