|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KÖPEĞE YOL VERDİ
“Bâyezid-i Bistâmî”,
yârâniyle bir kere,
Bir iş için, berâber
giderlerken bir yere,
Geçmek îcâb eyledi
daracık bir sokaktan.
O ara, bir “Köpek”
de geliyordu uzaktan.
Durup geri çekildi, yol
verdi o hayvana.
Buna, yanındakiler
veremedi bir mânâ.
Düşündüler ki: "İnsan,
hayvandan şereflidir.
Hem de bizim hocamız, “Sultânül
ârifîn”dir.
Yanında olanlar da, en
üstün talebesi.
İlim sâhibi olup, “Velî”dir
hem de hepsi.
Bütün bunlara rağmen, ne
sebep var ki buna,
Kendi geri çekilip, yol
verdi o hayvana?”
O anda “Bâyezid-i
Bistâmî” hazretleri,
Anladı talebenin
kalbinden geçenleri.
Buyurdu ki:
(Şu köpek, lisân-ı hâli
ile,
Diyor ki, “Ey Bâyezid,
gururlanma nâfile.
Sana, bu "Evliyâlık
hırkası"nı verdiler.
Bana ise, "Köpeklik
postu"nu giydirdiler.
Ve lâkin şunu dahî
unutma ki hiç sakın,
Tersi olabilirdi şimdi
vâkî olanın.”
O böyle söyleyince
lisân-ı hâli ile,
Ben, geriye çekildim ve
yol verdim hâliyle.
Onun için, birini, siz
uçarken görseniz,
Onun fazîletine sakın
hükmetmeyiniz.
Bir insanın, fazîlet
sâhibi olduğunu,
Anlamak isterseniz,
şununla ölçün onu:
"İslâmın her emrine,
farzına, sünnetine,
Uymakta, o kimsenin
bakın ki dikkati ne?
Hak teâlâ, her ne ki
etmişse yasak, haram,
Büyük küçük demeyip,
kaçıyor mu acep tam?"
Varsa bu hususlarda
titizlik ve gayreti,
Din büyüklerine de var
ise muhabbeti,
Fazîlet sâhibidir,
yaklaşın o kişiye.
Bu işte ölçü budur,
bakmayın başka şeye.
Eğer bu iki şeyde,
olursa bir gevşeklik,
Felâket başlangıcı
demektir işte bu ilk.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Ya hayır söyle, ya sus.
Her âzânı, hayırlı
işlere eyle mahsus.
Nefsini, sıkı sıkı bugün
çek ki hesâba,
Atmasın âhirette, seni
çetin azâba.
İlim ve edebini, her an
muhâfaza et.
Kulların hukûkuna, eyle
fazla riâyet.
Ayrılma ibâdetten, sarıl
güzel ahlâka.
Şefkatli, yumuşak ol,
iyilik eyle halka.
Allahü teâlâyı
unutturacak olan,
Ne gibi işler varsa,
uzak dur hep onlardan.
Haramdan, gözlerini eyle
tam muhâfaza.
Yoksa “Ateş”le
dolar yarın Allah
mahfaza.
Yaptığın ibâdeti, noksan
ve kusurlu bul.
Onlar için, istiğfâr
eyle ki, olsun kabûl.) |