ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ONA KAPIYI AÇMADI

 

Sâlihlerden birisi anlatır ki: (Bir zaman,

"Tevekkül nedir?" diye sordum bir evliyâdan.

 

Dedi: (Girse bir kolun, ejderhânın ağzına,

Yine hiç korkmamandır, güvenip Allah'ına.)

 

Öğrenip tevekkülün ondan ne olduğunu,

Dedim ki: "Bâyezid'e sorayım bir de bunu.

 

 

Acabâ o ne türlü târif eder?" diyordum.

"İmtihân" gâyesiyle, evine vâsıl oldum.

 

Kapıyı çaldımsa da, açmadı bana fakat.

Hem de şöyle buyurdu içerden bana o zât:

 

(Falanca evliyânın verdiği o cevâba,

Kâni olmadın da mı, bana geldin acabâ?)

 

Ben dahî kendisine eyledim ki şöyle arz:

(Kapıyı açsanız da, görüşsem sizinle az.)

 

Dedi: (Ziyâret için gelmedin ki sen bana.

Geldin ki, bu fakîri çekesin imtihâna.)

 

Ben oradan ayrılıp, bir sene sonra lâkin,

Geldim "Ziyâret" için evine bu “Velî”nin.

 

 

"İmtihân" düşüncesi, kalbimde yoktu fakat.

Tek niyetim, sırf onu ziyâretti hakîkat.

 

Kapıyı çaldığımda, düşünür idim ki hep:

"Yine açmıyacak mı kapıyı bana acep?"

 

Lâkin kapıyı açıp, buyurdu ki: (Hoş geldin.

Ziyâretime gelip, beni mesrûr eyledin.)

 

 

Bir ay misâfir etti hânesinde beni hem.

Feyzine kavuşarak, oldu çok istifâdem.

 

Bir gün de, bu “Velî”ye sordular: (Efendim, siz,

Peygamberler hakkında, acabâ ne dersiniz?)

 

O zaman buyurdu ki onlara cevâbında:

(Bir şey söyliyemeyiz biz onların hakkında.

 

Zîrâ anlıyamayız hiç o büyükleri biz.

Onların hallerini, idrâkten pek âciziz.

 

Biz, onları ne kadar uğraşsak anlamaya,

O anladığımızdan, yüksektir onlar daha.)

 

“Bâyezid-i Bistâmî”, yine bir defâsında,

Câmide namâz kıldı, bir imâm arkasında.

 

İmâm, namâzdan sonra dedi ki haddi aşıp:

(Para kazanmıyorsun bir iş ile uğraşıp.

 

Başkalarından dahî, bir şey istemiyorsun.

Nafakanı kim verir, ne yiyip içiyorsun?)

 

“Bâyezid-i Bistâmî”, buyurdular ki o an:

(Sen miydin biraz önce bize namâz kıldıran?

 

Dur, önce o namâzı iâde eyliyeyim.

Sonra bu suâlinin cevâbını vereyim.)

 

İmâm, suâl etti ki üzülüp fevkalâde:

(Ne için namâzını ediyorsun iâde?)

 

Buyurdu ki: (Rızkını, kim verir her insanın?

Sen bunu bilmiyorsun, kabûl olmaz namâzın.)

 

 

Demek istemişti ki imâma yâni bu zât:

"Namâz kabûl olsa da, sevâbı olmaz fakat."

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan