ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

NEFSE CEZÂ VERİRDİ

 

"Bâyezid-i Bistâmî", çok büyük bir velîydi.

Nefsine göz açtırmaz, hemen cezâ verirdi.

 

Bir gün de, bir kimseler gelip bu evliyâya,

Dediler: (Duâ edin, yağmur yağsın buraya.)

 

O, mübârek başını eğerek, durdu biraz.

Rabbine, “Yağmur” için eyledi duâ, niyâz.

 

Sonra da buyurdu ki: (Evinize gidiniz.

Yağmur oluklarını, kontrol eyleyiniz.)

 

Bir yağmur başladı ki fazla zaman geçmeden,

İki gün devam etti, hiç fâsıla vermeden.

 

“Hazreti Bistâmî”nin mübârek kalplerine,

Birden şöyle bir ilhâm olundu bir gün yine.

 

Denildi: (Ey Bâyezid, hazînemiz lebâleb,

Kulların yaptıkları tâatlerle dolu hep.

 

Öyle birşeyler ile gel ki sen bize yarın,

Getirdiğin şeylerden, bizde hiç bulunmasın.)

 

Hemen Hak teâlâya arz etti ki o dahî:

(Hazînende olmıyan, nedir ki yâ ilâhî?)

 

Denildi ki: (O şeyler, zavallılık, âcizlik,

Her şeye muhtâç olmak, zillet ve çâresizlik.)

 

“Bâyezid-i Bistâmî” anlattı ki bir ara:

Götürdüler bir zaman rûhumu semâlara.

 

Gösterdiler ise de Cenneti, Cehennemi,

Hiçbirine bakmayıp, hep düşündüm "Rabbim"i.

 

Geçirdiler rûhumu, bir nice makamlardan.

"Sidretül müntehâ"ya ilettiler sonradan.

 

Dedim: (Senin rızâna varmak için ilâhî!

Ne yapmak lâzım gelir, ilhâm et onu dahî.)

 

Bana bildirildi ki: (İstersen bunu eğer,

Sevgili Habîbime tam tâbi ol, bu yeter.

 

Onun ayak tozunu, sürme yap gözlerine.

Ve uymaya devam et, Onun sünnetlerine.

 

Ona mutâbaatın olur ise ne miktar,

Bana yakınlığın da, olur senin o kadar.)

 

İşte bu menkıbeye, velîler arasında,

"Bâyezid'in mîrâcı" denilir esâsında.

 

Biri de, bu “Velî”ye sordu ki: (Efendim, siz,

Bu yüksek dereceye, ne ile yükseldiniz?)

 

Cevâben buyurdu ki: (Her yerde ve her zaman,

Gördüğünü düşündüm Rabbimin beni her an.

 

"Her hâlimi görüyor" diye düşününce hep,

O’ndan hayâ etmeme, bu fikir oldu sebep.

 

Herhangi bir günâhı işlemek isteseydim,

"O görüyor" diyerek, utanıp vazgeçerdim.

 

İbâdet yaparken de, "O görüyor" diyerek,

En güzel bir şekilde yapardım özenerek.

 

Herhangi iş yaparken, derdim ki hep içimden:

"Acabâ Hak teâlâ râzı mı bu işimden?"

 

Çünkü biliyordum ki, görüyor Hak teâlâ.

"O beğenir mi?" diye düşünürdüm evvelâ.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan