|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
NEFSE CEZÂ VERİRDİ
"Bâyezid-i Bistâmî",
çok büyük bir velîydi.
Nefsine göz açtırmaz,
hemen cezâ verirdi.
Bir gün de, bir kimseler
gelip bu evliyâya,
Dediler: (Duâ edin,
yağmur yağsın buraya.)
O, mübârek başını
eğerek, durdu biraz.
Rabbine, “Yağmur”
için eyledi duâ, niyâz.
Sonra da buyurdu ki:
(Evinize gidiniz.
Yağmur oluklarını,
kontrol eyleyiniz.)
Bir yağmur başladı ki
fazla zaman geçmeden,
İki gün devam etti, hiç
fâsıla vermeden.
“Hazreti Bistâmî”nin
mübârek kalplerine,
Birden şöyle bir ilhâm
olundu bir gün yine.
Denildi: (Ey
Bâyezid, hazînemiz
lebâleb,
Kulların yaptıkları
tâatlerle dolu hep.
Öyle birşeyler ile gel
ki sen bize yarın,
Getirdiğin şeylerden,
bizde hiç bulunmasın.)
Hemen Hak teâlâya arz
etti ki o dahî:
(Hazînende olmıyan,
nedir ki yâ ilâhî?)
Denildi ki:
(O şeyler, zavallılık,
âcizlik,
Her şeye muhtâç olmak,
zillet ve çâresizlik.)
“Bâyezid-i Bistâmî”
anlattı ki bir ara:
Götürdüler bir zaman
rûhumu semâlara.
Gösterdiler ise de
Cenneti, Cehennemi,
Hiçbirine bakmayıp, hep
düşündüm "Rabbim"i.
Geçirdiler rûhumu, bir
nice makamlardan.
"Sidretül müntehâ"ya
ilettiler sonradan.
Dedim: (Senin rızâna
varmak için ilâhî!
Ne yapmak lâzım gelir,
ilhâm et onu dahî.)
Bana bildirildi ki:
(İstersen bunu eğer,
Sevgili Habîbime tam
tâbi ol, bu yeter.
Onun ayak tozunu, sürme
yap gözlerine.
Ve uymaya devam et, Onun
sünnetlerine.
Ona mutâbaatın olur ise
ne miktar,
Bana yakınlığın da, olur
senin o kadar.)
İşte bu menkıbeye,
velîler arasında,
"Bâyezid'in mîrâcı"
denilir esâsında.
Biri de, bu “Velî”ye
sordu ki:
(Efendim, siz,
Bu yüksek dereceye, ne
ile yükseldiniz?)
Cevâben buyurdu ki: (Her
yerde ve her zaman,
Gördüğünü düşündüm
Rabbimin beni her an.
"Her hâlimi görüyor"
diye düşününce hep,
O’ndan hayâ etmeme, bu
fikir oldu sebep.
Herhangi bir günâhı
işlemek isteseydim,
"O görüyor"
diyerek, utanıp
vazgeçerdim.
İbâdet yaparken de, "O
görüyor" diyerek,
En güzel bir şekilde
yapardım özenerek.
Herhangi iş yaparken,
derdim ki hep içimden:
"Acabâ Hak teâlâ râzı mı
bu işimden?"
Çünkü biliyordum ki,
görüyor Hak teâlâ.
"O beğenir mi?"
diye düşünürdüm evvelâ. |