ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

BUDUR SENİN İLÂCIN

 

"Hazreti Bistâmî"nin, bir gün ziyâretine,

Bir müslümân gelerek, arz etti ki kendine:

 

(Efendim, otuz yıldır, her gün oruç tutarım.

Ve yine geceleri, kalkıp namâz kılarım.

 

Lâkin bir ilerleme görmüyorum hâlimde.

Bir açılma, parlaklık bulmuyorum kalbimde.

 

Halbuki tam doğrudur îmân ve îtikadım.

Niçin bir ilerleme olmuyor, anlamadım.)

 

Kalbine, “Kalp gözü”yle bir nazar edip onun,

Buyurdu ki: (Evlâdım, çâresi zordur bunun.

 

Üçyüz sene ibâdet etsen de bu hâlinle,

Bir yere varamazsın, bu nefis engelinle.)

 

O, sordu ki: (Yok mudur peki bunun ilâcı?)

Buyurdu ki: (Var ama, yapamazsın, çok acı.)

 

Dedi: (Aman efendim, nedir o, lütfen deyin.

Elbette ki yaparım, yeter ki siz emredin.)

 

Buyurdu ki: (Evine gidince öyle ise,

Üzerine giy hemen, pek eski bir elbise.

 

Bir de torba bularak, içine ceviz doldur.

Seni tanıyanların evinin önünde dur.

 

Çocukları çağırıp, seslen ki: "Ey çocuklar!

Bana tokat vurana, iyisinden ceviz var”.)

 

O bunu işitince, dedi ki (Sübhânallah!

Buyurduğunuz bu iş, bana zor geldi Vallah.

 

Mümkün ise, siz bana başka bir iş buyurun.

Her ne olsa yaparım, yeter ki başka olsun.)

 

Buyurdu ki: (Derdinin ilâcı budur esas.

Sana, bu işten başka ne yapsan, fayda olmaz.

 

Yolumuzun esâsı, bu nefsi terbiyedir.

Bu yapılabilirse, bu yolda ilerlenir.)

 

Bir gün de, bu büyük zât, birkaç talebesiyle,

Gezintiye çıktılar dinlenmek gâyesiyle.

 

Bir tımarhâne görüp, içeriye girdiler.

Oranın doktoruna, şöyle suâl ettiler:

 

(Günâh hastalığıyla dertli olanlar için,

Şifâ, devâ olacak bir ilâç bilir misin?)

 

O doktor, bu suâle cevap veremeyince,

Bunu duyan bir "deli", söze girdi hemence.

 

Bir teveccühü ile hazreti Bistâmî'nin,

Dedi: (Ben biliyorum ilâcını bu derdin.

 

Önce, "Tövbe" kökünü, "İstiğfâr” yaprağıyle,

"Kalp" havanına koyup, döv "Tevhîd" tokmağıyle.

 

Sonra, onu geçirip bir "İnsâf" eleğinden,

"Pişmânlık" gözyaşıyla, hamur yap onu hemen.

 

"Aşkullah" ateşinde pişirip, kurutarak,

"Aşk-ı Muhammediyye" balından da katarak,

 

"Kanâat" kaşığıyla yer isen gündüz gece,

Günâh hastalığından, kurtulursun böylece.)

 

Delinin cevâbını, hepsi çok beğendiler.

(Biz cevap veremezdik onun gibi) dediler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan