|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BUDUR SENİN İLÂCIN
"Hazreti Bistâmî"nin,
bir gün ziyâretine,
Bir müslümân gelerek,
arz etti ki kendine:
(Efendim, otuz yıldır,
her gün oruç tutarım.
Ve yine geceleri, kalkıp
namâz kılarım.
Lâkin bir ilerleme
görmüyorum hâlimde.
Bir açılma, parlaklık
bulmuyorum kalbimde.
Halbuki tam doğrudur
îmân ve îtikadım.
Niçin bir ilerleme
olmuyor, anlamadım.)
Kalbine, “Kalp gözü”yle
bir nazar edip onun,
Buyurdu ki:
(Evlâdım, çâresi zordur
bunun.
Üçyüz sene ibâdet etsen
de bu hâlinle,
Bir yere varamazsın, bu
nefis engelinle.)
O, sordu ki: (Yok mudur
peki bunun ilâcı?)
Buyurdu ki: (Var ama,
yapamazsın, çok acı.)
Dedi: (Aman efendim,
nedir o, lütfen deyin.
Elbette ki yaparım,
yeter ki siz emredin.)
Buyurdu ki: (Evine
gidince öyle ise,
Üzerine giy hemen, pek
eski bir elbise.
Bir de torba bularak,
içine ceviz doldur.
Seni tanıyanların evinin
önünde dur.
Çocukları çağırıp,
seslen ki:
"Ey çocuklar!
Bana tokat vurana,
iyisinden ceviz var”.)
O bunu işitince, dedi ki
(Sübhânallah!
Buyurduğunuz bu iş, bana
zor geldi Vallah.
Mümkün ise, siz bana
başka bir iş buyurun.
Her ne olsa yaparım,
yeter ki başka olsun.)
Buyurdu ki:
(Derdinin ilâcı budur
esas.
Sana, bu işten başka ne
yapsan, fayda olmaz.
Yolumuzun esâsı, bu
nefsi terbiyedir.
Bu yapılabilirse, bu
yolda ilerlenir.)
Bir gün de, bu büyük
zât, birkaç talebesiyle,
Gezintiye çıktılar
dinlenmek gâyesiyle.
Bir tımarhâne görüp,
içeriye girdiler.
Oranın doktoruna, şöyle
suâl ettiler:
(Günâh hastalığıyla
dertli olanlar için,
Şifâ, devâ olacak bir
ilâç bilir misin?)
O doktor, bu suâle cevap
veremeyince,
Bunu duyan bir "deli",
söze girdi hemence.
Bir teveccühü ile
hazreti Bistâmî'nin,
Dedi: (Ben biliyorum
ilâcını bu derdin.
Önce, "Tövbe"
kökünü, "İstiğfâr”
yaprağıyle,
"Kalp" havanına
koyup, döv "Tevhîd"
tokmağıyle.
Sonra, onu geçirip bir "İnsâf"
eleğinden,
"Pişmânlık"
gözyaşıyla, hamur yap
onu hemen.
"Aşkullah"
ateşinde pişirip,
kurutarak,
"Aşk-ı Muhammediyye"
balından da katarak,
"Kanâat"
kaşığıyla yer isen
gündüz gece,
Günâh hastalığından,
kurtulursun böylece.)
Delinin cevâbını, hepsi
çok beğendiler.
(Biz cevap veremezdik
onun gibi) dediler.
|