ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ (Rahmetullahi Aleyh)

HAKKINI HELÂL ET

 

"Bâyezid-i Bistâmî", karanlık geceleri,  

Çıkıp, dolaşıyordu kabristanda ekserî.

 

Yine dolaşıyorken bir gece kabristanda,

Onu, gece bekçisi görüverdi son anda.

 

Ve lâkin tanımadı onun kim olduğunu.

Hâlinden şüphelenip, bir "Hırsız" sandı onu.

 

Yaklaşıp, bastonuyla vurdu o bu “Velî”ye.

O, hiç ses çıkarmadı "Kabâhat bende" diye.

 

Devam etti ise de dövmeye sonra onu,

Lâkin kırılıverdi elindeki bastonu.

 

Bâyezid-i Bistâmî” gelince hânesine,

Asâ’nın kırılması, dert oldu kendisine.

 

Yanına çağırarak talebeden birini,

Dedi ki: (O asâ’nın, git öğren değerini.)

 

Ve o miktar parayı, koydu kese içine.

Gönderdi "Tatlı" ile, o gece bekçisine.

 

Bir de mektup yazarak, pek çok özür diledi.

Yazdı ki: (Çok muhterem, sayın bekçi efendi!

 

Dün gece, kabristanda, beni "hırsız" sanarak,

Bir hayli dövdün, hem de, asâ ile vurarak.

 

Hattâ beni döverken, kırıldı asân dahî.

Onun kırılmasına, sebep benim tabii.

 

Gönderdiğim parayla, kendine bir asâ al.

Kusûruma bakmayıp, hakkını eyle helâl.

 

Bir de tatlı gönderdim, ye ondan âfiyetle.

Kalbinin üzüntüsü, azalsın bu sûretle.)

 

Genç bekçi, bu mektûbu okuyup etti hayret.

Ve sardı kendisini bir pişmânlık, nedâmet.

 

Gidip özür diledi o "Allah adamı"ndan.

Ve talebesi olup, ayrılmadı yanından.

 

Bir yıl da, Hac dönüşü “Hemedân”a uğradı.

Bahçeye ekmek için, bir miktar tohum aldı.

 

Lâkin “Bistâm”a varıp, o torbayı açınca,

Gördü ki, var içinde bir kaç adet “Karınca”.

 

"Eyvâh, yuvalarından ayrıldı bunlar" diye,

Hayvanları düşünüp, düştü bir üzüntüye.

 

Tekrardan “Hemedân”a dönerek bu büyük zât,

Tohumları yerine bırakıp, etti rahat.

 

Yine bir gün “Bistâm”da, yürüyordu bir yoldan.

Bir genç de, tâkîb edip gidiyordu ardından.

 

Bu hâle vâkıf olup, geri döndü hemence.

(Niçin tâkîb edersin?) diye sordu o gence.

 

O, saygı ve edeble arz etti ki: (Efendim,

Sizin gibi olmaktır, yegâne arzum benim.

 

Lütfen bir himmet edip, duâ buyurunuz da,

Ben dahî yükseleyim sizin bu yolunuzda.)

 

Buyurdu ki: (Bu yolda yükselmek için, evlât,

Dînin emirlerine eyle tam mütâbaat.

 

Hattâ dîne uymakta gevşeklik olursa az,

Şu derimin içine girsen de, fayda olmaz.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan