|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
DERDİ NE İMİŞ?
"Bâyezid-i Bistâmî"
anlatır kendi bizzât:
Vardı zamanımızda,
binlerce evliyâ zât.
Hepsi de, ilim irfân
sâhibiydi ve hattâ,
Birbirinden üstündü
hepsi mâneviyâtta.
Lâkin “Zamanın kutb’u”
değildi bu kimseler.
“Ümmî bir demirci”ye
bu olmuştu müyesser.
Derdim ki:
"Bunca velî var iken,
acep niye,
Kutupluk, verilmiştir
ümmî bir demirciye?"
Öğrenmek istiyordum
hikmetini bu işin.
Gittim o demirciye, bu
sırrı çözmek için.
Girdim selâm vererek
dükkânından içeri.
Gördüm ki, örs başında
dövüyor demirleri.
O beni görür görmez,
işini bırakarak,
Gelip öptü elimi, çok
hürmetli olarak.
Bana ricâ etti ki:
(Duâ edin efendim.
Ki, biraz hafiflesin,
içimdeki şu derdim.)
Sordum ki: (Nedir
derdin, söyle de
âşikâre,
Biz dahî, ona göre
arıyalım bir çâre.)
Dedi ki:
(Bunca insan, öldüğünde
herbiri,
O kıyâmet gününde, neye
varır halleri?
Cehennem çok çetindir,
anlatamaz hiç lisân.
Yanacak o ateşte,
binlerce âsî insan.
Hem de yanar ebedî,
vermez ara, fâsıla.
Benim derdim işte bu,
içimden çıkmaz aslâ.)
Ağlamaya başladı bunları
söyliyerek.
Ben dahî, onun ile
ağladım yaş dökerek.
Demircinin hâlini, merak
ettim daha da.
O sırada gâibten, duydum
şöyle bir nidâ:
(O, “Nefsî! nefsî!”
diyen kimselerden
değildir.
O, “Ümmetî ümmetî”
diyenlerden biridir.)
O zaman gitti benden,
içimdeki o hayret.
Bu işin hikmetini, idrâk
ettim nihâyet.
Yine ona sordum ki:
(Sen, kendine baksana.
Herkesin yanmasından, ne
zarar var ki sana?)
Dedi ki: (Fıtratımın
mayasını, Allah'ım,
"Merhamet suyu"
ile yoğurmuş, ne
yapayım?
Cehenneme gidecek
bilcümle insanların,
Çekeceği azâbı, yapsalar
bana yarın,
Hepsinin azâbını, ben
çeksem o gün bizzât,
Cümlesi, o ateşten
kurtulup olsa âzâd,
Bilcümle azapları, hep
bana yükleseler,
Benden başka herkesi,
Cennete iletseler,
İşte ben, o takdîrde
seâdete ererim.
O zaman derdim biter,
ancak rahat ederim.)
Ben bu yüksek sözleri,
duyunca "demirci"den,
Sanki kalbim yıkandı,
hikmetle doldu birden.
Kırk yıldır özlediğim
çok yüksek makâmlara,
Onun himmeti ile,
yükseldim ben o ara.
Feyz-i ilâhî ile,
dopdolu oldu içim.
Onun bereketiyle,
halloldu o gün işim. |