|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
HER ŞEYİ UNUTURDU
Hazreti Bistâmî'ye suâl
etti ki bir zât:
(Kimdir
senin mürşidin, kim seni
etti irşâd?)
Buyurdu ki: (Mürşidim,
bir kadındır evlâdım.)
O kimse hayret edip,
dedi ki:
(Anlamadım.)
Buyurdu: (Bu sözümü îzâh
edeyim ki ben,
Aşk-ı ilâhî ile geçmiş
idim kendimden.
Bu halde yürüyordum, bir
yolun kenârında.
Bir “Kadın”a
rastladım, un çuvalı
sırtında.
Kan ter içerisinde, çok
zor götürüyordu.
Nihâyet âciz kalıp, bir
kenâra oturdu.
Sonra beni görünce,
memnun oldu begâyet.
Dedi ki:
(Bana yardım eder misin
bir zahmet?)
Ona, şöyle demeyi bir an
için düşündüm:
"Olur ama, benim de
yetişmez buna gücüm."
Ona, düşündüğümü tam
diyeceğim zaman,
Bir kafesin içinde,
görüverdim bir “Arslan”.
Ve işâret eyledim,
elimle o hayvana.
Kafesinden çıkarak,
yürüyüp geldi bana.
Çuvalı yükliyerek
sırtına o hayvanın,
Dedim ki:
(Götür bunu, evine bu
hanımın.)
Gösterdiğim için de,
böyle açık kerâmet,
O kadından utanıp,
pişmân oldum begâyet.
Ona sordum: (Ey
kadın, vardığında evine,
Kime rastladığını
söylersin âilene?)
Cevâbında dedi ki: (Ne
ise, onu derim.
Çok zâlim Bâyezid'i
gördüğümü söylerim.)
Ben, hayretler içinde
dedim ki o kadına:
(Niçin zâlim diyorsun,
geldim ya yardımına.)
Dedi ki: (Bir zulümdür
elbet senin bu işin.
Zîrâ yaratılmadı bu
hayvan, bunun için.
Bilirsin ki arslanlar,
yük hayvanı değildir.
Ona yük taşıttırmak,
zulüm değil, ya nedir?)
Bu çok doğru cevâbı,
kadından işitince,
Ağlayıp, çok istiğfâr
eyledim gündüz gece.
O günden sonra, bana,
sorsalar: "Kimdir
hocan?"
O kadının sözünü
hâtırlarım o zaman.)
Eski bir talebesi vardı
ki onun yine,
Evde hizmet ederdi,
devamlı kendisine.
Hergün görmüş olduğu
işbu talebesini,
Yine her çağırışta,
soruyordu ismini.
Bir gün yine sorunca,
arzetti ki: (Efendim!
Yirmi yıldır, bu evde
hep hizmet etmekteyim.
Bunca yıl, yanınızda
devamlı kaldım da hep,
Yine de sorarsınız
ismimi, neden acep?)
Buyurdu:
(Kaplayınca beni Allah
sevgisi,
Hâtırımdan silinip gider
O’ndan gayrisi.
Senin dahî ismini
unuturum o sıra.
Bu, elimde değildir,
yavrum bakma kusûra!)
Talebe, bu cevâba hayret
etti ve şaştı.
Ona olan sevgisi, daha
da fazlalaştı. |