|
12 - BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
TAMAMDIR SENİN İŞİN
Îrân'da, "Bistâm"
adlı bir yerde doğan bu
zât,
Yetmişbir yaşlarında,
eyledi Hakk’a vuslat.
Annesi anlatır ki: (Ben
ona hâmileyken,
Şüpheli bir lokmayı,
yiyemezdim katiyyen.
Yiyecek olsa idim,
şüpheli lokma biraz,
O, karnımda vurarak,
ederdi beni îkâz.
Yâni karnımda iken,
gösterirdi kerâmet.
Derdim ki: "Bu,
ilerde, büyük zât olur
elbet."
O, “Câfer-i Sâdık”tan,
kırk yıl sonra doğmuştu.
Ve "Üveysî"
olarak, talebesi
olmuştu.
Yâni onu görmeden, etti
ona intisâb.
Ve rûhâniyetinden,
olmuştu çok feyizyâb.
O velînin kalbinde
bulunan feyiz, nûrlar,
“Hazreti Bâyezid”in
kalbini doldurdular.
Resûlullah'tan gelen bu
nûrları, o yine,
Yansıttı “Ebül Hasen
Harkânî”nin kalbine.
Öyle çok dalmıştı ki, o
ilâhî bir aşka,
Her şeyi unutmuştu, Hak
teâlâdan başka.
Tam yüzonüç âlimden,
ilim ve feyz almıştır.
Tasavvufta, çok yüksek
bir makâma varmıştır.
Allahü teâlâdan, çok
titrer ve korkardı.
İbâdet yaparken de, bu
korku onda vardı.
Hattâ o, ibâdeti yapardı
ki bir tarzda,
Göğsünün kemikleri
gıcırdardı namâzda.
Bu da, çok korkmasının
bir işâreti idi.
Yanında olanlar da, bu
sesi işitirdi.
Hocalarına karşı,
beslerdi çok muhabbet.
Yine onlara karşı, edebi
çoktu gâyet.
Onlardan birisine,
duyduğu bu edebten,
Vasiyyet eylemişti,
henüz vefât etmeden.
Ve şöyle demişti ki: (Öldüğümde
ben yarın,
Yanına defnediniz, beni
bu üstâdımın.
Lâkin derin kazın ki
kabrimi benim hattâ,
Vücûdum, onunkinden
bulunsun daha altta.)
Çocukken, bir câminin
önünde oynar iken,
Onu, “Şakîk-i Belhî”
gördü ve durdu birden.
Kalp gözü ile bakıp,
dedi ki:
(Bu yavrucak,
Zamanının en büyük
evliyâsı olacak.)
Hocalarından biri,
“hazreti Bistâmî”ye,
Emretti: (Şu raftaki
kitâbı getir!) diye.
"Peki" dedi ise de,
tereddüt etti biraz.
Sonra, "Hangi raftaki?"
diyerek eyledi arz.
O dedi:
(Senelerdir dersime
geliyorsun.
Başının üstündeki rafı
bilmiyor musun?)
Dedi: (Dinlemek için
dikkatle dersinizi,
Başka şey görmüyorum,
affedin bendinizi.
Sizin huzûrunuzda,
bakmıyorum etrâfa.
Ki, muttali olayım,
üstümdeki bu rafa.)
Buyurdu ki:
(Evlâdım, tamamdır senin
işin.
Bistâm'a avdet eyle,
kulları irşâd için.) |