|
11 - İMÂM-I SÜYÛTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
YUM GÖZLERİNİ
Yedi sekiz yaşına
gelmeden daha önce,
O, Kur'ân-ı kerîmi,
ezberledi güzelce.
İslâm ilimlerinin
hepsinde tam yetişti.
En son, "Şeyh-ül
islâmlık" makâmına
erişti.
Pek çok kerâmetleri
görülmüştü hayatta.
Gizlemeye çalışır, belli
etmezdi hattâ.
Hizmetinde bulunan
talebesi şöyle der:
Bir zaman, hocam ile
bulunmuştum berâber.
Bana, öğleden önce
buyurdu ki:
(Evlâdım!
İkindiyi, Mekke'de
kılmayı arzuladım.
Haydi kalk, senin ile
gidelim Beytullah'a.
Lâkin senden başkası,
bilmesin bunu daha.)
O anda Mısır'daydık,
dedi: (Yum gözlerini!)
(Peki) deyip, hocamın,
îfâ ettim emrini.
El ele tutuşarak,
yürüdük bir kaç adım.
(Gözlerini aç!)
dedi, açınca afalladım.
Zîrâ baktım, hocamla
birlikte Mekke'deyiz.
"Muallâ kapısı"
nın önünde bir yerdeyiz.
Sahâbe-i kirâmın gezdik
kabirlerini.
Ve ziyâret eyledik,
Mekke'nin heryerini.
Ve Mescid-i haram'a
yürüdük berâberce.
"Kâbe-i şerîf"i
de tavâf ettik böylece.
Zemzem suyundan içip,
yedik hurmalarından.
Ben, hiç ayrılmıyordum
üstâdımın yanından.
Hak teâlâ vermiştir
onlara böyle bir kuvvet.
Yaşadım bizâtihi, ettim
gıbta ve hayret.
Tekrar tavâf eyledik,
doyduk "zemzem suyu"na.
Sonra, mübârek hocam
buyurdular ki bana:
(İstiyorsan, Mısır'a,
benim ile gel tekrar.
İstersen kal burada, hac
mevsimine kadar.)
Dedim ki: (Sizin ile,
gelmek arzu ederim.
Efendim, sizden ayrı ben
burada n'ederim?)
Buyurdu:
(Öyle ise, yum tekrar
gözlerini!)
(Peki Efendim) deyip,
yaptım yine emrini.
(Gözlerini aç!)
dedi, açtım ki
,Mısır'dayız.
Tam da ayrıldığımız
yolun orasındayız.
Bu zât, bir sohbetinde
buyurdu ki: (Ey insan!
Sakın Allah'a karşı
eyleme günâh, isyân.
Zîrâ her işimizi,
kaydediyor melekler.
Ölünce, önümüze konacak
birer birer.
Resûlullah buyurdu:
“Şudur ki iyi insan,
Vaktinin kıymetini, iyi
bilir her zaman”.
Boş ve mâlâya’nîyle
geçer ise zamanlar,
Amel defterinde de, “Boş”
geçer o sayfalar.
Bu boş sahîfeleri,
onlar, defterlerinde,
Görünce, çok üzülüp
kahrolurlar o günde.
Derler:
"Keşke dünyâ'da, hiç boş
oturmasaydık.
Ya dîne, ya dünyâ'ya
yarar bir iş yapsaydık.”
Hele defterlerinde
görünce “Günâh, isyân”,
İşbu pişmânlıkları, kat
kat olur o zaman.) |