|
09
- İBRÂHİM BİN USAYFİR
(Rahmetullahi Aleyh)
EDEN BULUR
Büyük evliyâdandı, bu
zât kendi devrinde.
Çok kerâmet gösterdi
çocukluk döneminde.
"Allah korkusu"
ile, hiç günâh
işlemezdi.
Vahşî hayvanlar bile,
ona zarar vermezdi.
“Mûsâ” adlı bir
dostu, bir gün çıktı
sefere.
Döndüğünde, “Gülsuyu”
gönderdi bu velîye.
“İbrâhim bin Usayfir”,
alıp bu hediyeyi,
Onun çocuklarına,
gönderdi şu haberi.
(O gelen gül suyunu, çok
iyi saklayınız.
Gün gelir lâzım olur,
fazla kullanmayınız.)
Bir gün sonra, Mûsâ'nın,
geldi ölüm haberi.
O suyu, kefenine
serptiler vârisleri.
Halk içinde, pek fazla
sevilmesine rağmen,
Biri vardı o yerde, ona
eziyet eden.
Bir gün, o adam için, (Eden
bulur) buyurdu.
O esnâda o kişi, bir
yolda yürüyordu.
Birdenbire düştü ve
kalkamadı o yerden.
Vücûdu siyâhlaştı ve
öldü çok geçmeden.
Bir gün de, akşam vakti,
rastladı sakalara.
Buyurdu: (O suları,
boşaltın şuralara.)
Suları, medresenin
etrâfında bulunan,
Kazılmış hendeklere
döktürdü tulumlardan.
Çok kimseler, bu hâle,
bir mânâ veremedi.
Gece "yangın"
çıkınca, anlaşıldı
hikmeti.
Su dökülen yerleri, ateş
geçemeyince,
O medrese, yanmaktan
kurtulmuştu böylece.
Denizde kayığa ve vapura
hiç binmezdi.
Zîrâ o, hiç onlara
ihtiyâç hissetmezdi.
Biri de "Süt"
getirip, ikrâm etti bir
ara.
İçmeyip, o kâseyi çaldı
karşı duvara.
Kap kırılıp, içinden
çıktı “Ölü bir yılan”.
Buyurdu: (Hak teâlâ,
korudu bizi bundan.)
Vâli, niyet etseydi
çıkmak için sefere,
Gelir, ona danışır,
giderdi ona göre.
“Güler yüz, tatlı dil”i,
prensip edinmişti.
Ömrünü, ibâdet ve
hizmetle geçirmişti.
Bu zât, bir sohbetinde
buyurdu: (Ey cemâat!
Bu gün, "Sevmek"
hakkında edeceğim
nasîhat.
Sevmek demek, "İtâat
etmek" tir
sevdiğine.
Yâni "Peki demek"tir,
onun her bir emrine.
“Allahü teâlâ”yı
severse eğer bir zât,
Onun emirlerine, eder
mutlak itâat.
Farzları edâ edip,
kaçınır her günâhtan.
Bir haram karşısında,
hayâ eder Allah'tan.
Yine “Resûlullah”ı,
severse biri eğer,
Onun emirlerine, mutlak
itâat eder.
Yâni her sünnetine,
sarılır seve seve.
Utanır, hayâ eder, bir
mekruh işlemeye.
Biri de “Hocası”na
ederse çok muhabbet,
Onun her bir sözüne,
mutî olur o elbet.) |