ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - EBÛ ALÎ DEKKÂK (Rahmetullahi Aleyh)

KALP HASTALIĞI

 

Ebû Alî Dekkâk” ki, evliyâ-yı kirâmdan.

Aşkı ilâhî ile, yanardı kalbi her an.

 

Bir tüccar talebesi var idi ki bu zâtın,

Bu kişi, her nasılsa hastalandı ansızın.

 

Hocası, ziyârete gitti bu talebeye.

Ve ona suâl etti: “Hastalığın ne?” diye.

 

Dedi ki: (Teheccüde kalktığım sırada ben,

Abdest hazırlığına başlıyordum ki, birden,

 

Duydum önce belimde, kuvvetli bir harâret.

Sonra bir ağrıdı ki, şiddeti çoktu gâyet.)

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, "Kalbin hastalığı”nı,

Henüz iyi etmeden, bırak "başka ağrı"nı.

 

Nitekim hasta ise, insanın kalbi eğer,

Diğer hastalıklara verilir mi hiç değer?

 

Kalbin hastalığı da, “Dünyâ'ya muhabbet”tir.

Kalpte bu sevgi varsa, o kalp “Hasta” demektir.

 

Tek ilâcı şudur ki, kalp hastalığının da,

"Allah adamları"nın, bulunmaktır yanında.

 

Yâni hep "iyiler"le birlikte bulunmaktır.

Kalbi hasta olmıyan kimselerle olmaktır.)

 

Bu zât, bir müddet sonra teslîm etti rûhunu.

Sevdiklerinden biri, rüyâda gördü onu.

 

Baktı ki, üzüntülü ve devam üzre ağlar.

Dünyâ'ya geri dönmek isteyen bir hâli var.

 

Sordu ki: (Ey efendim, ne için ağlarsınız?

Dünyâ'ya dönmeyi mi yoksa arzularsınız?)

 

Buyurdu ki: (İsterim dünyâ'ya geri dönmek.

Lâkin değil niyetim, konuşup nutuk vermek.

 

Elime, bastonumu alırım bu gidişte,

Yalnız "Bir iş" yaparım, uğraşmam "başka iş"le.

 

Ayağıma giyerim, demirden ayakkabı.

Gezerim usanmadan, dünyâ'yı kapı kapı.

 

Derim ki: "Ey insanlar, ölüm var, âhiret var!

Gafletle yaşamayın, Cehennem var, azap var.

 

Sonu pişmânlık olan işlerden kaçınınız.

Hesap var âhirette, iyi hazırlanınız.")

 

Bir gün de, zengin biri, bu “Velî”nin yanına,

Gelip, arz eyledi ki: (Nasîhat edin bana.)

 

Buyurdu ki: (Kardeşim, zenginlik mühim değil.

Zîrâ bu, zannetme ki seâdete erdirir.

 

Mühim olan, parayı nereden kazandınız?

Ve onu, nerelere ve nasıl harcadınız?

 

Helâlden kazanmıyan, bin defâ Hacc’a gitse,

Yine de, Cehenneme dûçâr olur o kimse.

 

Ve kılsa da o kişi, bin rekât günde namâz,

Yine de, "Cehennem"den kendini kurtaramaz.

 

Zîrâ eğer haramla beslenirse bir beden,

Hiç sevap kazanamaz, yaptığı ibâdetten.

 

Farz borcu ödense de, verilmez aslâ sevap.

Hattâ tövbe etmezse, çeker acı ve azap.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan