|
02
- MÜCÂHİD BİN CEBÎR
(Rahmetullahi Aleyh)
KURTULUŞU ARAMAK
“Mücâhid bin Cebîr”
ki, tâbiînden bir kişi.
Sünneti seniyyeye, uygun
idi her işi.
Buyurdu:
(Allah için, birbirini
sevenler,
Güleryüz,
tatlı sözle, biraz
sohbet etseler,
Ayrıldıkları zaman,
onların günâhları,
Andırır, sonbaharda
dökülen yaprakları.)
Buyurdu: (Cehennemde
olan bâzı insanlar,
“Uyuz”
hastalığına, birden
yakalanırlar.
Öyle ki, etlerinden,
ayrılır kemikleri.
Onlara, şöyle söyler
Cehennem melekleri:
"Dünyâ'da mü'minlere,
çok eziyyet yaptınız.
Onun karşılığında, buna
yakalandınız.")
Buyurdu ki: (Ey mü'min,
sana lâzım olmıyan,
Mâlâya'nî
sözleri, konuşma hiç bir
zaman.
Faydalı sözleri de,
gelmedikçe bir yeri,
Söyleme, zîrâ o söz,
boşa gider ekserî.
Nasıl bir muâmele
beklersen başkasından,
Sen de, başkalarına,
öyle davran her zaman.
Allahü teâlâya, öyle
amel eyle ki,
Boynun, hep bükük olsun,
"suçlu olan kul"
gibi.)
Derdi ki: (Her yeni gün,
şöyle söyler insana:
“Bu günü iyi geçir, geri
gelmez bu sana.”
Yine her gece dahî,
şöyle der ki muhakkak:
“Geceler geri gelmez, ne
yaptığına bir bak.”
İnsan kabre girince,
kabir şöyle seslenir:
“Burası, böcekler ve
akreplerin yeridir.
Bu karanlık mezara,
hangi amelle geldin?
Şimdi sana sorarlar,
dünyâ'da ne eyledin?"
Ey insan, senin ömrün,
kıymetli sermâyendir.
Bu ömrü, en kıymetli şey
ile değerlendir.)
Kardeşine, mektupta
yazdı ki: (Ey kardeşim!
Diyorsun ki, "ticâret
yapmaktır her gün işim".
Bil ki, senden önceki
tüccarlar, hep öldüler.
Dîne uymadılarsa,
cezâsını gördüler.
Dünyâ ticâretini
yaparken, aynı anda,
Namâzını da kıl ki,
kurtulasın orada.
Şöhretler aramanın,
zamanı değil şu an.
Kurtuluşu aramak
zamanıdır bu zaman.)
Bir gün ona sordular:
(Efendim, neden acep,
Allah adamlarını,
neş’eli görürüz hep?)
Buyurdu ki: (O zâtlar, “Ölüm”ü
unutmaz hiç.
Ölümü çok anmak da,
verir neş’e ve sevinç.
Zîrâ “Ölüm”,
başıdır sonsuz bir
yolculuğun.
Hazırlanmak lâzımdır, bu
sefere çok yoğun.
İşte bu yolculuğu çok
düşünen bir insan,
Yapar hazırlığını,
gelmeden henüz o an.
Çünkü “Ecel”,
ekserî ânî gelip
yakalar.
Rahat ve sevinçlidir,
hazırlıklı olanlar.
"Ölüm"e hazırlığı
yok ise birinin de,
Bir telâşa kapılır,
eceli geldiğinde.) |