|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
YAMALI GİYERDİ
“Ömer bin
Abdülazîz” devrinde, hiç bir insan,
Korkudan
yapamazdı bir gıybet ve sû-i zan.
Halîfenin
yanına, birgün bir kimse geldi.
“Falanca,
sizin için şöyle söylüyor” dedi.
Onu hemen
susturup, buyurdu ki: “Ey kimse!
İster
araştıralım, ne ise bu hâdise.
Eğer yalancı
isen, Hücurât sûresinin,
Altıncı
âyetince, sen "mes’ul"sün bilesin.
Söylediğin
yanlışsa, sûre-i Kalem’deki,
Onbirinci
âyetten, "mes’ul"sün elbette ki.
Her iki halde
dahî, olursun yâni mes’ûl.
Mes’ûliyyet
altına girer mi akıllı kul?
Üçüncü hâli
seçip, affedelim seni biz.
Zîrâ câiz
değildir gıybeti dinlememiz.”
O kimse
pişmân olup, hemen tövbe eyledi.
Ve “Bir
daha, böyle bir günâha girmem” dedi.
Bir gün de,
bir müslümân gelerek Halîfeye,
Dert yandı:
“Falan kimse hakkımı yedi” diye.
Buyurdu ki:
“Hakkını almış olarak yarın,
Ölüp de
gitmektense huzûruna Allahın,
Onda hakkın
var iken, Rabbinin huzûruna,
Gitmen, daha
hayırlı, daha iyidir sana”.
Yine bir Cumâ
günü, kıldırıp kendi namâz,
Cemâat
arasında, oturdu sonra biraz.
Giydiği
elbisenin, her iki tarafında,
“Yama”
vardı, cemâat, oldu bunun farkında.
Bir tânesi
dedi ki: “Yâ emîrel mü’minîn!
Yamalı
elbiseyi giyersin, acep niçin?
Yenisini
almanız mümkündür, öyle ise,
Giyinseniz
olmaz mı daha yeni elbise?”
Buyurdu ki:
“İyidir fakirlikte iktisat.
Lâkin daha
iyidir varlıkta bu iş kat kat.
Suçluyu
affetmek de, gâyet fazîletlidir.
Ama gücü var
iken, daha da kıymetlidir”.
"Ömer bin
Abdülazîz", birgün "Hasan Basrî"ye,
Mektup yazdı:
“Bana bir nasîhat eyle” diye.
Buyurdu:
“Bilesin ki, bu dünyâ bir “Konak”tır.
En büyük
akıllılık, ona aldanmamaktır.
Zîrâ onun
üstünde yaşıyanlar, ölürler.
Sonra,
yaptıklarından "hesâb"a çekilirler.
Eğer üstün
tutarsa bu dünyâ'yı bir kişi,
Zillet ile
yaşar ve çetin olur her işi.
Dünyâ “Zehir”
gibidir, bilmiyenler onu yer.
O da, o
kimseleri öldürür, helâk eder.
Diriler,
ölülerden hiç mi ibret almıyor?
Hiç
ölmiyecekmiş gibi, dünyâ'ya sarılıyor.
Her gün ayrı
üzüntü, her gün ayrı bir keder.
Rahata
kavuşmadan, bir anda ölür, gider.
Çünkü olmaz
rahatlık bu dünyâ'da kat'iyyen.
Rahatlık,
âhiret'te olacak ebediyyen.
İnsan
düşünmez mi ki, bir gün elbet ölecek.
"Mîzân"da,
ince ince hesâbı görülecek.
Aklı olan,
dünyâ'da yaşamaz gaflet ile.
Geçirir her
vaktini, ilim ve ibâdetle."
|