|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
TEŞEKKÜR HEYETİYİZ
“Ömer bin
Abdülazîz”, halîfe olduğunda,
Yayıldı
huzur, refah, ülkenin her yanında.
Bir gün de,
huzuruna, heyet geldi bir yerden.
Onları kabûl
edip, içeri aldı hemen.
Heyette, genç
ihtiyâr kimseler vardı, ama,
Evvelâ genç
birisi, başladı konuşmaya.
Ömer bin
Abdülazîz, o genci etti îkâz.
Dedi:
“Yaşlılar varken, sen konuşma, dur biraz”.
Lâkin genç
fütursuzdu, yâni kendinden emîn.
Korkmadan
cevap verdi: “Yâ emîrel mü’minîn!
İş, yaşa göre
midir, niçin öyle diyorsun?
Senden daha
yaşlılar yok mudur sultân olsun?”
"Ömer bin
Abdülazîz", aldığı bu cevâba,
Hayret edip,
düşündü: “Bu, ne ister acabâ?”
Gencin
konuşmasına, vererek hemen izin,
Dedi:
“Konuş bakalım, nedir bizden isteğin?”
Arz etti ki:
“Biz senden, bir şey istemiyoruz.
Çünkü bolluk
içinde bir hayat sürüyoruz.
Lütuf ve
ihsânınız, fazladır ki o kadar,
Bize de
ulaşmıştır, edemez kimse inkâr.
Ayrıca, şunu
dahî edeyim ki hemen arz,
Senden, bir
endîşemiz, korkumuz yoktur biraz.
Sebebine
gelince, yâ emîrel mü’minîn!
Adâletin,
bizleri korkudan kıldı emîn”.
Ömer bin
Abdülazîz bunları dinleyince,
“Peki,
niçin geldiniz?” diye sordu hemence.
Genç dedi:
“Efendim biz, teşekkür heyetiyiz.
Bir teşekkür
ederek, geriye döneceğiz”.
Bir gün de,
âlimlerden birisinin yanına,
Gidip, ricâ
etti ki: “Nasîhat eyle bana.”
O dahî
buyurdu ki: “Ey halîfe, sen bugün,
Bir islâm
âlemine, halîfesin topyekün.
Lâkin senden
önceki gelen o halîfeler,
Öldü ve
âhiret'e gittiler birer birer.
Hiç şüphen
olmasın ki, yakın bir gelecekte,
Sen dahî,
onlar gibi öleceksin elbette”.
Ömer bin
Abdülazîz, duygulandı begâyet.
Ağlayıp,
buyurdu ki: “Nasîhate devam et”.
Buyurdu ki:
"Hazreti Âdemden îtibâren,
Bilcümle
dedelerin, hep öldüler tamâmen.
Bir zamanlar,
onlar da yaşıyorlardı, fakat,
Şu anda
hiçbiri yok, ettiler hepsi vefât.
İyi bil ki
sen dahî, onlar gibi elbette,
Çok yakında
ölür ve olursun âhiret'te”
Daha
duygulandırdı Halîfeyi bu kelâm.
Daha çok
ağlıyarak, dedi ki: “Eyle devam”.
Buyurdu: "Ey
halîfe, iyi bil ki bu dünyâ,
Fânîdir,
çabuk geçer, sanki hayâl ve rüyâ.
"Âhiret"
öyle değil, ebedîdir o âlem.
Orada iki yer
var, Cennet ile Cehennem.
Dünyâ fânî
ise de, bir “İmtihân yeri”dir.
İmtihânı
kazanan, Cennete gidebilir."
|