|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
KORKUDAN BAYILMIŞTI
Bir âlime
giderek Ömer bin Abdülazîz,
Dedi ki: “Bana
biraz nasîhat eyleyiniz”.
Buyurdu ki:
“Yâ Ömer, sen şimdi hükümdârsın,
Öncekiler hep
öldü, şimdi, sen sıradasın.
Âdem Nebîden
beri, dedelerinin hepsi,
Göçüp gitti
dünyâ'dan, kalmadı bir tânesi.
Senin dahî
ecelin, elbet bir gün gelecek.
Cennet ve
Cehennemden başka yer yok gidecek”.
Hanımı,
birgün ona dedi ki: "Ben, bu gece,
Rüyâda, "Cehennem"i
gördüm ve korktum nice.
Zîrâ o, alev
alev şiddetle yanıyordu.
Ve korkunç
sesler ile kükreyip duruyordu.
Sonra “Sırât
köprüsü” kuruldu üzerine.
"Abdülmelik
bin Mervân", gelip çıktı üstüne.
Birkaç adım
attı ve gidemedi ileri.
Sonunda, "Cehennem"e
düştü yüzü üzeri.
"Velîd bin
Abdülmelik", köprüye girdi sonra.
Birkaç adım
atmadan, o dahî düştü "Nâr"a”.
"Ömer bin
Abdülazîz" korkuyla dinler idi.
Zîrâ onlardan
sonra, sıra kendisindeydi.
Korkuyla suâl
etti “Sonra ne oldu?” diye.
Dedi ki:
“Daha sonra, sen girdin bu köprüye”.
O bunu
işitince, bir “Âh!” çekti derinden.
Bayılıp düştü
yere o anda kederinden.
Kadın, yüksek
ses ile bağırırdı hayretle:
“Vallahi sen
Sırâtı geçmiştin selâmetle!”
Lâkin o,
hanımının sözünü duymuyordu.
Zîrâ baygın
bir halde, yerlerde yatıyordu.
"Ömer bin
Abdülazîz", vefât eylediğinde,
Tâziye
eylediler akrabâsı evinde.
Muhterem
hanımını ziyârete geldiler.
“Bize,
zevcin Ömerden biraz bahset” dediler.
Dedi ki:
“Gece gündüz, ibâdet yapıyordu.
Allahü
teâlâ'dan pek fazla korkuyordu.
Vakfetti
hayâtını kulların hizmetine.
Ve çok dikkat
ederdi Hakka ibâdetine.
Allahü
teâlâ'dan, ederdi hayâ, edeb.
Ve Onun
korkusundan, her gece ağlardı hep.
Öyle ki,
ağlamaktan, iki gözü şişerdi.
Sonunda bir
“Âh!” edip, baygın yere düşerdi.
Bir gece, iki
rekât namâz kıldı bir kere.
Elleri
çenesinde, daldı bir tefekküre.
Göz yaşları,
sel gibi aktı yanaklarından.
Fecir sökene
kadar, ağladı hiç durmadan.
Kendisine
dedim ki: “Yâ emîrel mü’minîn!
Ne oldu ki,
bu gece, çok ağlayıp inledin?”
Dedi ki: "Bu
milletin, zengin ve fakirine,
Sultânlık
yapıyorum, kölesine, beyine.
Şu koca
memleketin dört yanında bulunan,
Nice dertli,
kederli, nice bîçâre olan,
İnsanların
hepsinin hesapları, elbette,
Bana
sorulacaktır ölünce âhiret'te.
“Bu hesâbın
altından kalkamazsam”
diye ben,
Düşünüp,
kederlendim, ağladım bu sebepten."
|