|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
BİZ, ÖLÜME HEDEFİZ
“Ömer bin
Abdülazîz”, takvâ ehli bir zâttı.
Düşündüğü,
sâdece “Âhiret” ve “Hesap”tı.
“Kulların
hukûkuna edemezsem riâyet,
Hâlim ne olur”
diye, endîşedeydi gâyet.
Bir kimse
anlatır ki: Ömer bin Abdülazîz,
Halîfelikten
önce, etli idi ve gürbüz.
Sonra, çok
zaifletti onu bu halîfelik.
Öyle ki, bu
korkuyla, kaldı bir deri-kemik.
İşte bu
mübârek zât, namâz kıldı bir gece.
Bayıldı, bir
âyeti kırâat eyleyince.
Namâzda
okuduğu âyette, cenâbı Hak,
Şöyle
buyuruyordu zîrâ meal olarak:
(Boyunlarına
bağlı demirden bukağılar,
İle,
sürüklenerek, ateşe atılırlar.)
Hattâ sabaha
kadar, bunu tekrar ederek,
Ağladı hüngür
hüngür, gözyaşları dökerek.
Bir gün
mektup yazmıştı, ahbâbından birine.
Buyurdu ki:
(Aldanma nefsinin isteğine.
Çıkarma
hâtırından, bir an ölüm hâlini.
Dünyâ'dan,
âhiret'e çeviriver kalbini.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Biz insanlar, hepimiz,
Ölüm için bir
namzet, yâhut “Hedef” gibiyiz.
Ölüm,
istediğini seçiyor, götürüyor.
Bu dünyâ'ya
gelenler, mutlak bir gün ölüyor.
“Dün”
geçti, o, iyi bir şâhittir hakkımızda.
Ölüm de, uzak
değil, bekler yakınımızda.
“Bu gün”,
büyük bir fırsat, mühim bir emânettir.
Onu, en iyi
yerde değerlendirmelidir.
“Yarın”
henüz gelmedi, belki de gelmiyecek.
Zîrâ yarın
gelmeden belki ecel gelecek.)
Bir gün de,
hutbesinde buyurdu: (Ey insanlar!
Rabbimiz dışa
değil, niyete, kalbe bakar.
Yâni siz,
kalbinizi eğer düzeltirseniz,
Düzelir ona
göre dışınız, zâhiriniz.
İnsanın
âzâları, kalbine bağlıdırlar.
Kalp iyiyse,
onlar da hep iyilik yaparlar.)
Başka bir
mektûbunda buyurdu ki: (Evlâdım!
Her gün,
yaklaşıyoruz "ölüm"e adım adım.
Tavsiye
ederim ki, kork Allahtan her zaman.
Bu fırsat
elde iken, âhiret'e hazırlan.
Ölüp de,
âhiret'e gitmiş farzet kendini.
"Allahı
görür" gibi, îfâ et amelini.
Gün geçtikçe
ömrümüz, daha noksanlaşıyor.
Ecel de, o
nisbette bizlere yaklaşıyor.
"Aklı olan",
günâhta hebâ etmez ömrünü.
Gönül vermez
dünyâ'ya, düşünür ölümünü.
"Mahşer"in
şiddetini hâtırlıyarak her an,
O güne
hazırlanır, gece gündüz durmadan.)
|