|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
AFFETTİ KÖLESİNİ
“Ömer bin
Abdülazîz” zamanında, cümle halk,
Sulh ve sükûn
içinde yaşadı tam olarak.
Lâkin
çekemiyenler var idi kendisini.
Bu düşmanlar,
çağırdı bir gün hizmetçisini.
Kandırdılar
köleyi, tam “Bin altın” vererek.
Dediler:
(Efendini öldür zehirliyerek.)
Halîfe,
anlayınca zehiri içtiğini,
Çağırdı
huzûruna, hemen hizmetçisini.
Dedi:
(Hiçbir fenâlık yapmamışken ben sana,
Peki, bu
ihâneti ne için yaptın bana?
Eğer ki
doğrusunu söylersen sen bu işin,
Cezâ
vermiyeceğim sana ben bunun için.)
Hizmetçi,
yaptığına gâyet pişmân olarak,
Yalvarmaya
başladı, yerlere kapanarak.
Dedi ki: (Ey
halîfe, size düşman olanlar,
Bana, bin
altın verip, bu işi yaptırdılar.)
Gönderdi "bin
altın"ı devlet hazînesine.
Ve
(Affettim) buyurdu sonra da kendisine.
Zehirin
te'sîriyle, yatağa düştü hemen.
Ve kayın
birâderi, geldi vefât etmeden.
Halîfenin
üstünde, mevcut idi bir gömlek.
Ve kayın
birâderi, o gömleği görerek,
Çağırdı
yanlarına, hemen hemşîresini.
Dedi ki:
(Halîfenin, yıka elbisesini.)
Bunu
hâtırlattı ve sonra gitti evine.
Ertesi gün
tekrardan, oraya geldi yine.
Gördü ki,
yıkanmamış halîfenin gömleği.
Hemen
hemşîresine sordu bu meseleyi.
Dedi ki:
(O gömleği demiştim yıka diye.
Ve lâkin
yıkanmamış görürüm, acep niye?)
Dedi: (Başka
gömleği yoktur ki kendisinin,
Onu giysin
üstüne, bunu yıkamak için.)
Hanımın bu
cevâbı, çok hayret verdi ona.
Ağlayıp,
gözyaşları aktı yanaklarına.
Halbuki
teb'asından, yoktu hiç fakir biri.
Yüksekti her
kişinin, hayat seviyeleri.
Onun
dirâyetli ve güzel idâresiyle,
Zekât alacak
fakir, yoktu bir kimse bile.
Hattâ
yirmibeş sene müddetle, bu bir gerçek.
Bir fakir
bulunmazdı, yine zekât verecek.
Öleceğine
yakın, dediler: (Hazîneden,
Âilene
birşeyler vasiyyet et ölmeden.)
Buyurdu ki:
(Ya iyi, sâlih olur çocuklar,
Ya da, haram
işliyen fâsık kimse olurlar.
Sâlih olurlar
ise, lüzum yok aslâ mala.
Zîrâ yardımcı
olur, onlara Hak teâlâ.
Yok eğer kötü
insan, fâsık olacaklarsa,
Onların
günâhına, yardımcı olmam aslâ.)
|