|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
SON CUMÂ HUTBESİ
Son Cumâ
hutbesinde, bu mübârek "Velî" zât,
Şöyle
buyurmuştu ki: (Ey muhterem cemâat!
Yarın mahşer
gününde, korkusuzluk, emniyet,
İçinde
bulunmayı istiyorsanız şâyet,
Ve yine
Cehennemden kurtulabilmek için,
Bu günden,
çâresine bakın elbet bu işin.
Burada, çok
korkun ki Allahü teâlâ'dan,
Kurtuluş
mümkün olsun, âhiret'te azaptan.
Bu geçici
dünyâ'yı, "sonsuzluk âlemi"ne,
Tercîh edip,
kanmayın nefsin hîlelerine.
Bu ömür
sermâyesi, "günâh"la geçerse hep,
Kul, yarın
Sâhibi'ne, ne cevap verir acep?
Hergün birer
ikişer, ölenler görüyoruz.
Onları,
elimizle götürüp gömüyoruz.
Kara toprak
altında, tek ve tenhâ olarak,
Yatıyorlar
kefenle, ne "yastık" var, ne "yatak".
"Ölüm"ün
acısını duyan o fânîlerin,
Halleri, ne
acı bir ibrettir bizler için.
Zîrâ
sevdiklerinden, birden ayrılmışlardır.
Hiç
tanımadıkları bir yere varmışlardır.
Uyanmışlar
ise de orada bu gafletten,
Yok artık bir
faydası, iş işten geçmiş hepten.
Telâfî imkânı
da, yoktur artık o yerde.
"Acı azâb"
olunur onlara kabirlerde.
Bu dünyâ
hayâtında uyansalardı şâyet,
Olmazdı onlar
için, bu pişmânlık, nedâmet.
Nâz ve niyâz
içinde yaşarken bu dünyâ'da,
Şimdi, acı
azaplar görüyorlar orada.
Bırakıp
gittikleri paranın, mal ve mülkün,
Hiçbir
fâidesini görmezler onlar o gün.
Zerre kadar
da olsa, bir "iyilik", bir "tâat",
Yaptılarsa,
onlardan bekliyorlar bir imdât.
Bu, düşünmeye
değer hâl var iken her zaman,
Yine ibret
almaz mı bunlardan gâfil insan?
Sanmayın
nasîhate yok benim ihtiyâcım.
Nasîhate, ben
sizden daha fazla muhtâcım.
Allahü
teâlâ'nın yüce kitâbı olan,
Bu "Kur'ânı
kerîm"i, kendine rehber yapan,
Ve "Resûl-i
zîşân"ı örnek alan kendine,
Kavuşur
âhiret'te, Cennet nîmetlerine.
Ey muhterem
cemâat, işlenen her günâhın,
Her biri,
Cehennemde bir “Ateş” olur yarın.
Yapılan her
iyilik, hayır ve ibâdet de,
Herbiri,
birer “Nîmet” olacaktır Cennette.)
"Ömer bin
Abdülazîz", söyledi bu sözleri.
Daha sonra
ağlayıp, yaşla doldu gözleri.
Bu, son
hutbesi idi, hem de en son nasîhat.
Fazla zaman
geçmeden, eyledi Hakka vuslat.
|