|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÖLÜMÜ UNUTMAYIN
“Ömer bin
Abdülazîz”, birkaç arkadaşıyle,
Kabristana
uğrayıp, ağladı göz yaşıyle.
Dedi: (Ey
kardeşlerim, gördüğünüz kabirler,
Ceddim
Emevîlere âittir hepsi birer.
Sanki hiç bu
dünyâ'ya gelip yaşamamışlar.
Dünyâ
lezzetlerini, sanki hiç tatmamışlar.
Şimdi toprak
altında, hepsi çürümektedir.
Dökülen
etlerini, böcekler yemektedir.)
Daha sonra,
hüzünle yürüdü az ileri.
Buyurdu ki:
(Dün gece, düşündüm ölüleri.
En sevdiğin
bir dostun, vefât etse şu anda,
Üç gün sonra,
hâlini bir görsen mezarında,
Gördüğün
manzaradan, mutlak nefret ederdin.
Tahammül
edemeyip, hattâ geri dönerdin.
Zîrâ sen
görürdün ki, mezarda, kurt ve böcek,
Kemirir
bedenini, dayanmaz buna yürek.)
"Ömer bin
Abdülazîz", sözünü bitirmeden,
Dehşete
kapılarak, bayılıp düştü birden.
Takvâ sâhibi
olup, çok ibâdet yapardı.
“Âhiret
derdi” ile, gün be gün zayıflardı.
Bir dostu,
vâkıf olup onun bu ahvâline,
Ziyâretine
gelip, sordu ki: (Bu hâlin ne?)
Cevâben
buyurdu ki; (Bu hâlimde ne var ki?
Eğer ömrüm
biter de, ölümüm olsa vâki,
Birkaç gün
geçtiğinde, gelsen ziyâretime,
Daha hayret
ederdin mezardaki hâlime.
Görürdün ki,
gözlerim yanaklarıma akmış.
Dudaklarım
dökülüp, dişlerim açık kalmış.
Yüzüm gözüm
bulaşmış cerahat ve irine.
Karnım şişip
yayılmış, göğsümün üzerine.
Mîdem,
bağırsaklarım, dökülmüş topraklara.
Yem olmuş şu
bedenim böceklere, kurtlara.
Sen şimdi bu
hâlimi hayretle karşıladın.
Mezardaki
hâlimi görseydin ne yapardın?)
Birine mektup
yazıp, buyurdu: (Birâderim,
Günâhımdan
ötürü, Rabbimden af dilerim.
Allahü
teâlâ'nın azâbından korkunuz.
Kullara
zulmetmekten dahî uzak durunuz.
Kim "Cennet"i
isterse, kaçınsın "Cehennem"den.
Düzeltsin
kendisini, henüz ecel gelmeden.
Hesâba
çekilmeden, görün hesâbınızı.
Ölmeden tövbe
edip, isteyin affınızı.
Zîrâ kıyâmet
günü, mâzeret kabûl olmaz.
"Tövbe"
için, bu günden müsâit gün bulunmaz.
Kişi,
amelleriyle gelir mahşer yerine.
İnsanların
halleri, benzemez birbirine.
Ne mutlu
şunlara ki, çok azdır günâhları.
Ne yazık
şunlara ki, Arş’a çıkar “Âh”ları.)
|