|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
BEŞ ŞARTIM VAR
“Ömer bin
Abdülazîz”, Mâlikti çok servete.
Lâkin ondan
daha çok, sâhipti "sehâvet"e.
Öyle cömert
idi ki, o kadar olur ancak.
Servetini,
herkese dağıtırdı saçarak.
Fazîletler
sâhibi, âlim ve pek âdildi.
Eşine az
rastlanan, bir "insan-ı kâmil"di.
Halîfe Melik
ibni Abdülmelik devrinde,
Vâlî tâyin
edildi, Mekke ve Medînede.
Hemen gitti o
yere, yapmak için bu işi.
Onu
karşıladılar âlimlerden çok kişi.
Sonra işe
başlayıp, sarıldı "adâlet"e.
Kavuştu hemen
herkes, huzur ve seâdete.
Kendi
memleketini terk edip çoğu insan,
Hicâz’da
yerleşmeye geliyordu o zaman.
O devrin
halîfesi, ölüm hastalığına,
Yakalanıp,
çağırdı vezîrini yanına.
Dedi:
(Bu hastalıkla gidersem âhiret'e,
Ömer bin
Abdülazîz otursun hilâfete.)
Sonra, bir
“Ahitnâme” yazdı ve mühürledi.
(Bunu, ben
öldüğümde, herkese oku)
dedi.
Sonra vefât
eyledi, fazla zaman geçmeden.
Vezîr de,
vâlîleri çağırdı sonra hemen.
Mühürlü
ahdnâmeyi okudu vâlîlere.
"Ömer bin
Abdülazîz" şaşırdı birden bire.
Âhiret
adamıydı zîrâ bu mübârek zât.
Bu iş için,
kendinde göremedi liyâkat.
Yâni o, “Hilâfet”in
ağır yükü altına,
Girmekten
korkuyordu, herkesin hilâfına.
İsmi
okunduğunda, şaşırıp kaldı birden.
İstifâ
isteğinde bulundu kendi hemen.
Lâkin kabûl
olmadı, bu istifâ dileği.
Aynen tasdîk
olundu, o gün halîfeliği.
Vezîr, onun
koluna girerek sonra yine,
Konuşma
yapmak için, çıkardı minberine.
"Ömer bin
Abdülazîz", bir hutbe okuyarak,
Beş şey talep
eyledi onlardan ilk olarak.
Dedi ki: (Ey
insanlar, idâremizde her kim,
Var ise, ben
onlardan, şu beş şartı isterim.
Birincisi,
Hâlini bize arz edemiyen,
Halkımın
ahvâlini, söyleyin bize hemen.
İkincisi,
Hayırlı, iyi işlerimizde,
Bize yardımcı
olun ve destekleyin siz de.
Üçüncüsü,
Hak yoldan ayrılırsak biz biraz,
Siz buna mâni
olup, eyleyin hemen îkâz.
Dördüncüsü,
Halkımdan hiçkimse, hiçkimsenin,
Arkasından
konuşup, gıybetini etmesin.
Beşincisi,
Dünyâ'ya ve âhiret'e âit,
Fâidesiz
şeylerle, geçirmeyin hiç vakit.)
|