|
62 - ÖMER BİN ABDÜLAZÎZ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÇOK ÂDİL İDİ
Emevî
halîfesi Mervân’ın torunudur.
Altıyüzyetmişdokuz senesinde doğmuştur.
Yediyüzonyedi’de halîfe oldu bizzât,
Milletin
refâhına, hizmet etti her saat.
Adâletli idi
ki her işte öylesine,
“İkinci
Ömer” demek, lâyıktı kendisine.
İnce ve nâzik
yüzlü, zarîf, güzel sakallı,
Ve beyaz
tenli olup, sevimliydi ve tatlı.
O, Malatya
şehrini, o devirde rumlardan,
"Yüzbin
esir" vererek, satın aldı onlardan.
O, hazreti
Ömer’in oğlunun torunudur.
Zamanında
insanlar, buldular rahat, huzur.
"Ömer
ibnil Hattâb"ın torunu olması da,
Şu vak’a
üzerine olmuştur esâsında.
Bir gün
hazreti Ömer, gece, şehri gezerken,
Bâzı sesler
işitti hânelerin birinden.
Bir kadın
diyordu ki: (Kalk kızım, süte su kat.)
Lâkin kız,
etmiyordu bu işe muvâfakat.
Diyordu:
(Anneciğim, ne olur yapmıyalım.
Helâl
kazancımıza, bir haram katmıyalım.
Hem halîfe,
emretti geçen gün bu husûsu.
Dedi “Sakın
sütlere ilâve etmeyin su”)
O böyle
dediyse de, annesi etti ısrâr.
Dedi ki (Öyle
ise, karıştır az bir miktar.
Meselâ hiç
olmazsa ilâve et bir ölçek.
Gece vakti
halîfe, bizi nerden görecek.)
Kız dedi:
(Anneciğim, görmese de o bizi,
Hak teâlâ
görüyor her bir amelimizi.
İçimizden
geçeni bilmektedir O hattâ.
Kulluğa
yakışır mı bulunmak bir günâhta?)
İşbu
konuşmaları, hazreti Ömer dahî,
Evlerinin
önünde işitti bizâtihi.
Kızın bu
sözlerini, takdîr etti begâyet.
O hâneyi
belleyip, evine etti avdet.
Hiç tereddüt
etmeden, buyurdu ki oğluna:
(Bir sâliha
kız buldum, alayım onu sana.)
Sabah gitti o
eve, kapıyı çaldı hemen.
Kadın onu
görünce, telâşlandı âniden.
Zîrâ kapıya
gelen, “Emîr-ül mü’minîn”di.
Acabâ
teşrîfinde, asıl sebep ne idi?
Buyurdu ki:
(Ey hâtun Allahın emri ile,
Kızını, oğlum
için geldim talep etmeye.)
Kadın çok
memnun olup, kabûl etti gönülden.
Kız, hazreti
Ömer’e gelin oldu o günden.
Hattâ “İkinci
Ömer” denmekle meşhur olan,
"Ömer bin
Abdülazîz", zuhûr etti bunlardan.
|