|
59 - İMÂM-I ÂZAM EBÛ
HANÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
O, İLMİN IŞIĞIYDI
"İmâm-ı
âzam Ebû Hanîfe" hazretleri,
İlme hizmet
etmekti, onun hep gayretleri.
İlim ve
içtihâdın, ulaştı zirvesine.
Ve "Câfer-i
Sâdık"ın kavuştu çok feyzine.
Bu büyük
evliyâya, iki yıl etti hizmet.
Bu sâyede
kalbine, aktı çok feyz ve hikmet.
Ömrünün
sonlarına gelmişti ki o artık,
Abbâsî
devletinde, karışmıştı ortalık.
O zamanın
sultânı, onun bu nüfûzunu,
Kullanmak
gâyesiyle, çağırdı bir gün onu.
Dedi ki: (Siyâsette
desteklersen sen beni,
Veririm ben
de sana, temyîz reîsliğini.)
Fakat o,
karışmadı siyâset işlerine.
O ısrâr
ettiyse de, kabul etmedi yine.
Hapse attı o
zaman, o, "Ebû Hanîfe"yi.
Ve revâ gördü
ona, cefâ ve işkenceyi.
Bir ara
çıkararak hapisten onu yine,
Evvelki
teklîfini, tekrar etti kendine.
Lâkin o,
takvâsından reddetti yine bunu.
Sultân ise
kızarak, hapsetti tekrar onu.
Başladı
işkenceye, hep sopa attırarak.
Her gün devam
ettirdi, sayıyı arttırarak.
Lâkin "halk
galeyâna gelir" endîşesiyle,
Zehirletti "İmâm"ı
zehirli şerbet ile.
Şehîd
edildiğinde, yaşı tam "Yetmiş" idi.
Teslîm-i ruh
ânında, o secde eylemişti.
Duyanlar, çok
üzüldü onun şehâdetine.
Dediler:
(Böyle bir zât, dünyâ'ya gelmez yine.)
Cenâzeyi
yıkayan, bitirince işini,
Şöyle dile
getirdi onun kişiliğini:
(Ey Nûmân,
Allah sana eylesin ki çok rahmet,
Otuz yıl,
ilim için eyledin hayli gayret.
Kırk senedir,
yatağa, koymadın bir yanını.
İslâma hizmet
ile geçirdin her ânını.
En çok ilim
sâhibi, en çok ibâdet eden,
Sendin, iyi
huyları kendinde cem eyliyen.)
"Elli bin"
kişi geldi, onun cenâzesine.
Sürdü namâz
bitmesi, tâ ikindi vaktine.
İnsanlar,
gurup gurup kıldılar namâzını.
Rahmetle yâd
ettiler, onun yüksek zâtını.
Vefâtı
husûsunda, dediler ki âlimler:
(Dînin büyük
direği, yıkıldı ey müminler!
O, ilmin
ışığıydı ve bugün söndü artık.
Onun vefâtı
ile, dünyâ oldu karanlık.)
Peygamber
Efendimiz, buyurdu hadîsinde:
(Gider arzın
zîneti, yüzelli senesinde.)
İşbu hadîs-i
şerîf hakkında, çok âlimler,
(Bu,
İmâm-ı âzam’ı bildiriyor) dediler.
|